Yıldız Çiçekleri

Her yaz olduğu gibi bu yaz da yıldızlarımız bahçemizi şenlendirdiler. Tabii ki bunun için aylar öncesinden(ilkbahar başında) bir marketten satın aldığımız yumruları yumuşak, çiftlik gübresi ile zenginleştirilmiş toprağa yaklaşık bir karış derinliğe ekmiştim. Diplerindeki toprak kuruyunca da azar azar sulamak gerekti.
Ayrıca geçen yıl toprakta kalan  yumruların bazıları bu yıl da gayet güzel çiçekler açtı.
 Yıldız çiçeği yetiştirenler bilir; yumru paketlerinde her ne kadar renklerini gösteren resimler olsa da  açacak çiçekler her zaman sürprizdir. Bu defa da öyle oldu.  Örneğim yalın kat olanlar.. Onları satın aldığımı  anımsamıyorum. Yine de  memnun oldum bu sürprize, çünkü çok güzeller.
Uzunca bir süre çiçeklenmeye devam eden bu  güzel  bitkiyi bahçenizde, balkonunuzda uygun saksılarda  yetiştirmenizi tavsiye ederim. Bitkiniz büyürken  bir kaç kez toprağını  dikkatlice çapalamayı unutmayın. Solmaya yüz tutan çiçekleri keserseniz  çiçeklenme devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Bahçecilik, Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Botanik, Hobilerim, Uncategorized

Bal Kabaklı Tart

Bahçemizin ürünü bal kabaklarını pişirmeye başladık.. Özellikle ”Bal Küpü Pamkin” diye tanıtılan minik turuncu kabak turta ve pastalara uygun bir türmüş.

Bal kabağı bitkisi çok yer işgal ettiği için küçük bahçemize  üç farklı türden birer tane dikmiştim. İşte ilk olgunlaşan bu bal küpü turuncu kabak oldu. 
Bugün ufaklıklar için güzel bir kabaklı tart tarifi aradım ve buldum. Biraz oyalayıcı, çünkü dolgulu bir tart. Hamuru da  bisküviden değil, tam da benim istediğim gibi tereyağ, yumurta, undan oluşan gerçek bir tart hamuru. Böyle olunca hamurun  buz dolabında dinlendirilmesi süreci var.  Sonra da hava sıcak olduğu için oyalanmadan merdane ile incecik açıp tart kalıbına yaymanız gerekiyor. Hamur buzdolabında beklerken  kabaklı dolguyu hazırlıyoruz.  Pişirme işlemi  hamur ve dolgu maddesi birleştirilince  yani iki katman olarak aynı anda yapılıyor. Pişirmeden ve soğutmadan sonra en son aşama, üzerini  jöle ile kaplayıp  krem şanti ile süslemek oluyor.  Evet oyalıyor ama çok lezzetli bir tart.  Bizimkiler  çok beğendiler.
Tartı tanıtırken yapılışını  anlatmış oldum. Pişirmek isteyenler  sadece  malzemeleri vermem yeterli olacaktır ama bu işlere  uzak olduğunu düşünenler için biraz daha detaya gireceğim.  Örneğin ben pek fazla tart pişirmiş değildim.
İşte malzemelerimiz:
Tabanı için: 50 gr şeker, 150 gr un, 100gr tereyağ, 1 yumurta
Soğuk tereyağ şekerle pürüzsüz oluncaya dek çırpılıyor, un  ve yumurta  ekleniyor. Homojen karışım elde edilip streç film ile sarılıyor ve tam bir saat buzdolabında bekletiliyor.
Bu sırada dolgu malzememizi hazırlıyoruz.
Dolgu için: 1 bardak süt, 1 bardak rendelenmiş bal kabağı, 50 gr esmer şeker, 120 gr un, yarım paket kabartma tozu, 90 gr ayçiçek yağı, tarçın, 1 tutam tuz, 1 yumurta.
Dolgu,  en son un olacak şekilde tüm malzeme karıştırılarak hazırlanıyor. Buzdolabında dinlendirilen hamur merdane ile yaklaşık 2cm kalınlıkta açılıp  tart kalıbına yayılıyor. Açma sırasında un serpmezseniz yapışabilir! Benim kalıp 23 cm çapında. Kalıbın kenarları da  hamurla kaplanmalı. Dolgu için hazırlanan karışımla doldurulup 180 derecede 30 dakika kadar pişiriliyor. Bir bıçak batırarak piştiğine emin olmalısınız.
İyice soğuyunca  krem şanti ve jöle ile süslüyoruz.
Üstü için 1 paket bitkisel jöle, 1 paket krem şanti, bir çay bardağı soğuk süt. Bunların hazırlanışı paketlerin üzerinde yazıyor. Önceden hazırlayıp soğutmak gerekiyor.
Benim süslemelerim pek  özenli olmadı ama lezzeti muhteşem oldu. Denemek isteyenlere şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun.

Yorum bırakın

Filed under Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Beslenme, Mutfağımdan, Uncategorized

Bir Akdeniz Çerezi:Tirmis

”Tirmiisssçiiiii!  Tatlı tuzlu tiirmiiiiis!” 
   
Tam da bu mevsimde, genellikle akşam üzerleri bu sesi duyar, birer ya da ikişer ölçek tirmis almak için eve koşardık. Anneler parayı verirken biraz endişelenir, ” temiz mi, pis mi bilinmez, kimmiş bu tirmisçi?” diye sorarlardı. Tirmisçi de bunu duyar; 
”Ayıp ettin abla, bu mahallenin çocuğuyuz. Anamı bilmez misiniz, her şeyi kırk kere yıkar, temizliğin alasını yapar. Elcağızı ile tatlandırdı bunları ” diye sitemkar laflar ederdi..
Tirmis, fazla bilinmeyen Akdeniz’in ıslak çerezi. Çocukluk anılarımda fazlaca yer tutar. Görünümü haşlanmış iri mısır tanesine benzer. Aslında baklagil ailesinin  yabani bir türü olan acı bakladır kendileri.. Ülkemizde termiye, acı bakla, Yahudi baklası gibi isimlerle biliniyor.  Mısır’dan Tunus’a, İspanya’dan, Yunanistan’a kadar tüketici bulan, sevilen bir çerez. Portekiz’de,  İtalya’da  publarda biranın yanında sunuluyormuş. İşte bu farklı lezzeti eski Antalyalılar çok iyi tanırlar. 
Şimdikiler  için yabancı bir lezzet.  
Unutulmasına gönlüm razı olmuyor!  Günümüzde çerez, eskilerin deyimi ile eğlencelik yiyecek  seçeneği çok olsa da  benim aklıma gelir sık sık.. Acaba bulabilir miyim diye  düşünüp şöyle bir araştırdım ve  internette geleneksel ve yöresel yiyecekler  satan bir  sanal markette rastladım ve  sipariş verdim. Hemen geldi ama 100 gr. lık paketlerin ne kadar az olduğunu anladım. Eğer  denemek isterseniz en az yarım kilo almanızı tavsiye ederim. Bazı aktarlarda ve yöresel pazarlarda da  bulunuyormuş.

<br />

<br />
Hazırlanışına gelince: Tirmisler size kuru baklagil olarak &nbsp;gelecek. Ayıklayıp akşamdan suya ıslatın. Sabah bol suda &nbsp;tencerenin kapağı açık olarak kaynatın. Rengi sarıya dönüp hafifçe yumuşayıncaya dek kaynaması lazım. Daha sonra suyunu süzüp &nbsp;tatlandırma &nbsp;işlemine başlamalısınız. Bunun için &nbsp;günde üç dört kez suyunu değiştirip suda bırakmalısınız. &nbsp;Acısı &nbsp;gidene dek buna devam ediliyor. Tamamen tatlanınca bir miktar kaya tuzu ekleyip &nbsp;tuzlu suya bırakın. Sudan yiyeceğiniz miktarda alıp tüketebilirsiniz. Cam kavanozda, serince bir yerde &nbsp;1 hafta kadar dayanıyor.<br />
Küçük bir hatırlatma; yerken kolayca çıkan zar şeklinde bir dış kabuğu var. Kabuğunu çıkarmayı unutmayın.<br />
<br />

<br />
&nbsp;Severseniz mutlaka tanıtımını yapmanızı tavsiye ederim. Tirmisin kaybolan lezzetlerimizden biri olmaması dileği ile …

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Anılar, Begonvilli Ev Halleri, Mutfağımdan, Uncategorized

Kahvaltılık Biscottiler

Ekmek yapma makinemde bir sorun çıkınca, bir süreliğine  dışarıdan ekmek almaktansa başka çözümler ürettim.
Diğer öğünlerde ekmek olmasa da oluyor bizim için. Ama kahvaltı onsuz olmuyor. O halde  bir alternatifi olmalı ekmeğin.. Ara sıra yaptığım, biscottiler geliyor aklıma. Tatlısı ile, tuzlusu ile, hafif kıtır, kolay bayatlamayan, lezzetli biscottiler kahvaltıya yakışıyor. Bu kez tuzlu olanları tercih ettim.
Tarife geçmeden önce biraz biscottiden söz etmek istiyorum. Kendileri bir tür peksimet oluyorlar. Yalnız ekmekten değil de  sertçe bir  kekten yapılan  gevrekçe bir kurabiye. İtalyancada iki kez pişmiş anlamına geliyor. Ben süzme kahve ile, çok az şekerli olanı seviyorum. Kahvaltıda ise tuzlu olanlar  hoş oluyor. Lara’da otururken yakın sayılabilecek bir pastanenin harika biscottilerinden alırdım. Şu antep fıstıklı olan, mis gibi vanilya kokanlardan. Burada böyle bir şansım olmadığı için kendim yapayım dedim. Epeyce araştırıp onlarca tarif buldum. Buraya geldiğimizden beri  güzel biscottiler pişiriyorum.


İşte tuzlu tarifimiz:
2 çay fincanı un
1/2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tutam tuz
3 kaşık dolusu tereyağ
1 kaşık zeytinyağı
1 çay kaşığı  dolusu  esmer şeker
yarım çay bardağı yoğurt

Yapılışı:


Önce fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın.


Eritilmiş tereyağına zeytin yağını da karıştırın. Yoğurdu ve yumurtaları ekleyip iyice yedirin. Şeker ve tuzu ekleyip karıştırın.


Vanilya, kabartma tozu ile birlikte elediğiniz unu yağlı karışıma katarak hamurunuzu (fazla  yoğurmadan) hazırlayın. Streç film yardımı ile uzunca bir silindir yapıp pişirme kağıdı yayılmış tepsiye yerleştirin. Ya da bu defa benim yaptığım gibi dikdörtgen kek kalıbını kullanabilirsiniz.10-15 dakika  pişirip  iyice soğutun.


Soğuyunca keskin bir bıçakla ekmek dilimler gibi kesin ve bu dilimleri tekrar fırınlayın. İkinci fırınlamadan önce fırının sıcaklığını 150 dereceye düşürmeyi unutmayın.  15 dakika daha pişirince biscottileriniz hazır demektir. Soğuyunca kapalı bir kutuda ya da kavanozda dört beş gün taptaze kaldığını da hatırlatayım. Afiyet olsun!

Böğürtlen şurubu bahçemizin ürünü.

Yorum bırakın

Filed under Hobilerim, Mutfağımdan, Uncategorized, Yaşamdan

Petunyalar

Bahçe Perisi’nin verdiği ilhamla, evimize, bahçemize en uygun  süs bitkilerini bulmaya, ”bu bitkileri nasıl sağlıklı ve güzel yetiştirebiliriz?” sorusuna yanıt olan  ip uçlarını paylaşmaya devam dostlar..  Tabii ki  deneyimlerime dayalı bilgileri aktarıyorum.

Petunyalarla dostluğumuz Lara’da yaşadığımız  yıllara dayanır. Buraya  yerleşince oradaki bazı güzel bitkilerimiz uyum sağlayamadı. Örneğin Pentaslar, farklı renkli begonviller… Biraz daha don olaylarına  açık olan bu bölgede  kışı atlatamadılar. Petunyalar ise tek yıllık ilkbahar yaz  bitkisi olduklarından sorunsuz yetişip bol bol çiçek verdiler.

Yetiştirilmelerine gelince;
çok zor değil. Daha önceleri çiçek serasından aldığım fideleri uygun saksılara, 7-8 cm aralıklarla, üçer dörder tane ekiyordum. Geçen yıl baktım ki  çiçeklenme döneminden sonra bol bol tohum verdiler. Bu tohumları alıp bu yıl tohumdan çimlendirdim.  Bu gördükleriniz tamamen kendi ürünlerim.  İlk kez yetiştirecekler, tohum pazarlayan sanal marketlerden pek çok seçenekle tohum alabilirler. Tohum ekme zamanı geçmiş olsa da fide ekme zamanı henüz geçmedi. Bir seradan satın alacağınız bir kaç fide ile başlayıp, seneye tohumdan üretime geçebilirsiniz.

Şimdi meraklısı için bu süreci anlatacağım:

Şubat  sonundan itibaren mart ayı boyunca tohumlarınızı ekmelisiniz. Genişçe, fazla derin olmayançimlendirme saksısıları seçin. Viyollere de ekebilirsiniz. Tercihen çimlendirme torfu ile, yoksa  torf,  bahçe toprağı karışımına tohumlarınızı ekin. Tohumlar çok minik olduğundan  ben genişçe delikli bir tuzluğa ince der kumu ve tohumları karıştırarak koydum. Tuz serper gibi serptim. Tohumlar çok sık olmamalı. Üzerlerini incecik  toprak torf karışımı ile örtmelisiniz. Süzgeçli sulama ile sulayıp sürekli toprağı nemli tutmak gerekiyor.Çimlenmeleri biraz uzun sürüyor, sabırlı olmalısınız.(yaklaşık iki ay)  Çimlenen fideleri,  su tutumu yüksek, kaliteli  saksı toprağı ile doldurulmuş, geniş ve derinliği az  saksılara, saksınızın büyüklüğüne göre üçer, beşer adet dikin. Fideleri bir kaşık yardımı ile, köklerini zedelemeden olabildiğince topraklı olarak almalısınız. Minik çukurlar açıp, fideyi yerleştirin.Parmak uçlarınızla diplerini sıkıştırmayı unutmayın.

Işık ve Su İhtiyacı
Bol ışık istiyor. En az altı saat gün ışığı görmeli. Nemsiz, bol ışıklı yerlerde coşuyor. Toprağı kurudukça, yapraklarını ıslatmadan sulamak lazım. Suyu seviyor diye suda boğmayın sakın!
Gübre İhtiyacı
Çiçekçi granül gübre tavsiye etmişti ama ben  fide dikimi sırasında toprağa iyice yanmış çiftlik gübresi koyduğum için buna gerek kalmadı. Bir kova toprak torf karışımına bir kaç avuç gübre yeterli. Çiçeklenme döneminde sıvı gübre öneriliyor ama ben vermedim.
Saksı Seçimi
Genişçe,  derin olmayan saksılar seçilmeli. Petunya saksısı olarak arayabilirsiniz. Ben Evidea’da buldum. 
Püf Noktası:
Tomurcuklanmadan önce sürgün uçlarını  elinizle budarsanız dallanma ve çiçeklenme artıyor. Ben bu işlem sırasında üzülüyorum!

 Son olarak belirtmek isterim ki, renk ve  çiçek büyüklüğü olarak onlarca çeşidi var. Ben bu yıl geçen yılın çiçeklerinin  tohumlarını kullandığım için fazla çeşidim olmadı. Yine de  sürpriz  bir şekilde morlar beyazlarla melezlenip pembenin farklı tonlarında petunyalar  verdiler. Önümüzdeki yıl  kısmet olursa  tohum satın alıp özellikle minik çiçekli petunyalar yetiştirmek istiyorum.  Onlar asılabilen saksılardan sarkarak çok hoş görünüyorlar.

Şimdilik bizden bu kadar.  Farklı bitkilerle yeniden buluşmak üzere hoşça kalın. Renginiz ve keyfiniz bol olsun..

Yorum bırakın

Filed under Bahçecilik, Bahçem, Botanik, Hobilerim, Uncategorized

Portakallı Kek

Bahçemizdeki son yaz portakallarını  da   topladık. Çay saati  için  güzel bir portakallı kek pişirmeye karar verdim.

Malzemelerimiz:10 adet cup cake için 1,5 su bardağı un, 2 yumurta, 1 su bardağı şeker, toplam yarım su bardağı eritilmiş tereyağı + sıvı yağ karışımı, kabartma tozu, 1 büyük portakalın  suyu ve rendelenmiş kabuğu.

Sıvıları ve şekeri çırparak işe başlıyoruz. Unu kabartma tozu ile eleyip, rendelenmiş portakal kabuklarını da ilave ediyoruz. Çırptığımız sıvılara  unu ekleyip pürüzsüz oluncaya dek  kaşıkla karıştırıyoruz. Hepsi bu.. Kağıt kalıplara paylaştırıp 180 derecede 35 dakika pişiriyoruz. Mis gibi portakal kokuları  evinize yayılıyor. Deneyecek olanlara afiyet olsun.

Çay soframızı balkonumuza  hazırladım. Beyaz sardunya, sukkulentler  balkonun  gözdeleri..

Yorum bırakın

Filed under Begonvilli Ev Halleri, Botanik, Hobilerim, Mutfağımdan, Uncategorized

Gazanyalar

Bir adı da ”Koyun Gözü Papatya”
Bahçemde iki yıldır güzel güzel açmaktalar, hem de aylarca.

 Daha önce de söz etmiştim; bahçem için doğru bitkileri bulmak epeyce uğraştırdı ama gazanyalar  baştan beri beni üzmediler. Bahçe ve balkonunu çiçeklerle renklendirmeye meraklılar için deneyimlerimi paylaşmaya devam ediyorum. İşte gazanyaların huyu suyu burada:

Renkleri muhteşem! Öbek öbek dikilirlerse çok sayıda açarak görsel bir şölene dönüşüyorlar. Ben onları  bahçemdeki iki palmiyenin altına çepeçevre dikip etrafını doğal taşlarla çevirdim. Fazla toprağa ihtiyaç duymadıkları için bu uygulama doğru olmuş.Kökleri fazla derine gitmiyor.
Gazanyalar bol güneş isteyen bitkiler ama Akdeniz kıyılarında yaşıyorsanız tıpkı sardunyalar gibi orta yoğunlukta güneş ışığı da yeterli. Bizim buraların direkt güneş ışığı  gündüz saatlerinde çok yakıcıdır.

Su ihtiyacı da sardunyalar gibi. Dipleri tamamen kuruyunca sulamak gerekiyor. Sabah erkenden ya da akşam üzeri güneş batınca ideal sulama zamanı. Bitkiyi ıslatmadan sadece toprağa  su vermekte yarar var.

Ekimi ve sevdiği  toprak özelliğine gelince; kış sonunda donlar geçince, tohumlarını 20 cm aralıkla ekebilirsiniz. Balkonlarda da uzun saksılarda, derinliği az, geniş yuvarlak saksılarda   çok  güzel yetişiyor. Ben  ilk gazanya  fidelerimi  çiçek serasından minik torbalarda  satın almıştım ama sonradan tohumlarından ve  yanlarda çıkan yavru fideleri ayırarak çok kolay  çoğalttım. Hafif kumlu, geçirgen, az asitli toprakları seviyor. Fideleri fazla derine dikmeye gerek yok. Tohumlar için  ise yaklaşık 1 cm derinlik yeterli.
”Zararlıları var mı?” derseniz, ben görmedim. Eğer  minik bit ya da tırtıl görürseniz ben kimyasal  ilaçlar kullanmanızı önermiyorum. Arap sabunu su karışımı püskürtebilirsiniz.

Bu sonuncusunu yeni yetiştirdim.  Henüz tek fide. Parlak rengi ile çok göz alıcı değil mi..

Hepinize bol renkli bahçeler, balkonlar diliyorum.  Unutmayın  bu renkler stresten arınmaya bire bir!

Yorum bırakın

Filed under Bahçecilik, Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Botanik, Hobilerim, Uncategorized