Monthly Archives: Mart 2009

>Begonvilli Ev’in Mutfağından / Elmalı Turta

>
Bu tarifi gıda mühendisi olan sevgili gelinim Oksana’dan aldım. Hem görüntüsü hem de lezzeti çok güzel bir turta. Artık günler uzamaya başladıkça çay saatlerine eşlik edecek hafif ama lezzetli tariflere ihtiyaç duyuluyor. Bir de turtaların uygun koşullarda bir kaç gün bekletildiklerinde bile lezzetlerinden bir şey kaybetmemeleri bir avantaj. Umarım deneyip beğenirsiniz.

Malzemesi:
1 Paket margarin
2 Çorba kaşığı pudra şekeri
Yarım çay bardağı su
1 Çay kaşığı tuz
2 Su bardağı un
4 Elma
1/2 çay fincanı çekirdeksiz kuru üzüm
iri dövülmüş ceviz
2 çorba kaşığı nişasta
1 Su bardağı tozşeker
1 Çorba kaşığı tarçın

Yapılışı

Margarin, pudra şekeri, su, tuz ve un, genişçe bir kapta yoğurulur.

Hamur ikiye ayrılarak yarısı buzluğa, diğer yarısı da oda ısısında dinlenmeye bırakılır.

Bu arada elmalar soyulur, incecik doğranır(rendelemeyin). Üzerine nişasta serpilir ve iyice homojen olarak karıştırılır. Kuru üzüm, ceviz ve tarçın da eklenir.

Hamurun oda sıcaklığında bırakılan bölümü yağlanmış tepsiye düzgünce yayılır.(ben 30×30 boyutlarında ısıya dayanıklı kare cam fırın kabı kullandım.)

Hamurun üzerine elmalı karışım yayılır ve bir su bardağı toz şeker de serpilir.

En üste buzlukta bekletilen hamur, rendenin en kalın yüzünde rendelenir.

Önceden ısıtılmış orta ısılı fırında( ben 175 derecede pişirdim)25 dakika kadar pişirilir.
Afiyet olsun.

Yorum bırakın

Filed under Mutfağımdan

>Edebiyat / Kazou İshiguro / Günden Kalanlar / Beni Asla Bırakma

>





”Tek ses farkındalık yaratmaz”

Bu sözler modern Japon edebiyatının, İngilizce yazan romancısı Kazou

Kazou Ishiguro ‘ya ait. Ishiguro 1982 yılında İngiliz vatandaşlığına geçmiş. Sinemaya da uyarlanan Remains of The Day
Günden Kalanlar ile, ödüllerinin arasına Booker Ödülü’nü de eklemiş. İshiguro İngilizce yazmasına rağmen”Japon imgelemine” sahip olduğunu sık sık dile getiren bir yazar.
Jane Austen‘ın ruhunu taşıdığına inanılan İshiguro, İngiliz yaşam tarzını, ahlaki uyumsuzlukları ve sosyal ölçüyü, her sınıftan insanı, özellikle artistokratları anlatarak, romanlarına yansıtan bir yazar.

Ünlü yazar Angela Carter’ın koruyuculuğunda yazmaya başlamış. İlk romanından önce bir çok kısa öyküsü yayımlanmış. İlk romanı Uzak Tepeler’de İngiltere’de yaşayan dul bir Japon kadınının İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalanan Nagasagi’de yaşadıklarını anlatır.

1983’de Granta Genç İngiliz Yazarları Ödülü’nü almış. 1986’da ise, İkinci Dünya Savaşı’nı Japon bir sanatçının gözüden birinci tekil şahısla anlattığı romanı Akışkan Dünyada Bir Sanatçı ile ünlü Whitbread Ödülü’nü kazanmış.



1989’da da sinemaya da uyarlanan, Günden Kalanlar adlı romanıyla Booker Ödülü’ne layık görüldü. Fransız Kültür Bakanlığı Tarafından verilen sanat ve edebiyat ödülünü aldığı yıl 1998.

2005′ yılında ünlü Amerikan dergisi Tıme’ın düzenlediği ankette yüz büyük İngiliz yazarı arasında yer almış.

GÜNDEN KALANLAR, kahya Stevens’ın, evin yönetiminden sorumlu Bayan Kenton’a hissettiği romantik duygular nedeniyle tüm yaşamını ona adamasını anlatıyor. Romanın sinema versiyonunda Emma Thompson ve Antony Hopkins başrolleri oynamışlar.

Modern dünyanın ve İngiliz sömürgeciliğinin vardığı boyutları eleştiren Ishiguro, BENİ ASLA BIRAKMA’da 19. yüzyıl roman geleneğinden beslenmiş. 2005 yılında yayımlanan bu romanında, Katy adlı bir genç kadının yatılı okulda geçen çocukluğunu konu edinir.
Distopya halini almış bir İngiltere hayal ederek, yatılı okulun bağışçılarına organ temin etmek için klonlanan öğrencilerin yaşadığı bir okulu anlatır.

Eleştirmenlerin ”mutlaka zaman yaratın ve okuyun” dediği bir roman Beni Asla Bırakma. Keyifli okumalar.

Yorum bırakın

Filed under Edebiyat, Kitap

>Alıntı / Minik Rus Finosu Yuva Arıyor

>

Alıntıdır.
”Onunla 3 gün önce tanıştık. Ben işe gelip giderken görüyordum ve bana deliymişim gibi bakan gözlere inat seviyordum. O da beni her gördüğünde, hemen yere yatıp göbüşünü açıyor, sevmemi istiyordu. Bu sabah yine işe giderken yemeğini bıraktım, akşam hava kötü olmaya başlamıştı, yağmur çiseliyordu.Her halinden belli ki sokaklara ait değildi. İnsan oğlunun kötülüklerinden o da nasibini alsın istemedim. Orada arabalarıyla tezgah açan satıcılar yanıma geldi, ”sevme, hastalık bulaşır” dediler. Minübüse alsalar eve götürüceğimi söyledim. Oradakiler sağolsunlar benim bu lafıma çok sevindiler. ”Kurtar bunu sokaktan” diyerek bu güzel kızla beni eve kadar kendi arabalarıyla bıraktılar. Eve girer girmez banyoya girdik. Tertemiz yıkandı, kurutuldu ve sesini bile çıkartmadı ben bunları yaparken. Şimdi yanımda uyuyor. Benim evde hem kedim hem köpeğim olduğundan sahiplendirmem gerek. Biliyorum ki bu güzel kıza kucak açacak çok insan vardır yada öyle olmasını umut ediyorum. Yaşını tam olarak bilemiyorum, tahminimce 3 yaşında…..18 yaşından küçüklere sahiplendirilmeyecektir.”
İlknur

http://www.petarkadas.com/forumlar/%C3%BCcretsiz_k%C3%B6pek_verenler__arayanlar/minik-popillon-yuva-ar%C4%B1yorrr-istpendik

Yukarıdaki duyuruyu, üyesi olduğum Pet Arkadaş adlı sitede okudum. Blog okurlarımdan İlgilenen hayvanseverler olabilir diye sayfamda yer veriyorum. Duyuruyu yazan İlknur’u tanıyorum. Koşulları uygun olsa bakacağından eminim. Umarım bu güzel köpekciğin sıcak bir yuvası olur.


Yorum bırakın

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları

>Teşekkürler / Begonvilli Ev İkinci Kez ”Mim” lendi

>


Sabah yürüyüşümüzde görüntülediğim bahar dalları.

Bu sabah Begonvilli Ev sayfasını açınca, Sevgili Gökkuşağında Oturan Kız tarafından mimlendiğimi gördüm. Blog dünyasında mimleme, belli ki beğeni ve takdirlerin belirtilme şekillerinden biri. Bu durumda, teşekkürden başka uyulması gereken nezaket kuralları olduğunu tahmin ediyorum. Çok deneyimli olmadığım için tam olarak bilemiyorum. Beğeni ve görüşleriniz benim için çok değerli. Yürekten teşekkür ediyorum. Ben de sevgili Gökkuşağında Oturan Kız’ın harika blog sayfasının linkini veriyorum:

http://gokkusagindaoturankiz.blogspot.com/

Ayrıca, güzel yazıları için Sevgili Funda’nın Sarhoşbalıkvetopalmartı’sını ve

sokak hayvanlarına duyarlılığı için Sevgili Gülgün’ün Onlar’ını mimliyorum. Güzel blog sayfaları ile yaşamımı renklendiren tüm arkadaşlara sevgiler selamlar gönderiyorum

İsmet

http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com/


http://glgn.blogspot.com/



Yorum bırakın

Filed under Ödüllerim

>Balkonumdaki Güzellikler

>

İşte Balkonumdaki Güzellikler

Begonvilli Ev’in kraliçesi begonviller, henüz bu durumdalar ama havalar iyice ısınınca yapraklanıp harika fuşya renkleri ile çok alımlı olacaklar.

Liliumlarımın açmasına daha zaman var. Açtıkları zaman balkonum şenlenecek.









Balkonumun en güzel renkli çiçekleri olan mercanlar(Bir tür succulent). Sarı, kırmızı, turuncu ve pembe çiçekleri ile ilkbaharı ilk onlar karşıladılar.

Bu ıtır bitkisini yeni dikmiştim, tuttu.

Benjaminim artık bir ağaç oldu ve ona uygun saksı bulamıyorum.

Çin karanfillerim de yeni açmaya başladı. Çok da narin görünüyorlar.







Sardunyalarımın bazıları açtı, bazıları açmak üzere, kimi de daha uykuda.

Balkonumda saksıda yetiştirdiğim naneler.

Balkonumdan zoom yaparak görüntülediğim, çok sevdiğim palmiye ağaçları.



Yine balkonumdan, aşağıdaki refüjdeki çiçek kümelerini zoom yaparak çektim bu fotoğrafı.

Balkonumuzda, çok severek baktığımız, Begonvilli Ev için çok değerli olan çiçeklerimiz, baharın ılık günleri ile birlikte tomurcuklanıp güzelliklerini sergilemeye başladılar. İşte bu güzellikleri sizlerle paylaşmak istedim. Sizlerin de günleriniz çiçekli ve bahar tazeliğinde olsun.

11 Yorum

Filed under Bahçecilik, Botanik

>Nostaljik Yastıklar

>












Bu yastıkları görünce ”İşte aradığım nostaljik yastıklar!” dedim. Artık çevremde hiç kanaviçe işlendiğini görmüyorum. Çocukluğumda evlenecek genç kızlar için mutlaka bir yatak takımı, bir iki masa örtüsü ve yastık işlenirdi. O kadar büyük emek gerektirecek işler yapmam olanaksız olsa da bu yastıklara çok özendim. Bu yüzden yapmaya karar verdim. Bu yastıklar , eskiyi yansıtan zarafetleri ve el emeği olmaları nedeni ile oturma odamda baş köşede olacaklar. Sizce de çok güzel değiller mi?

3 Yorum

Filed under Hobilerim

>Severek Okuduklarımdan / Yüz Aşk Şiiri / Pablo Neruda

>



Pablo Neruda’ya verilen Nobel Edebiyat Diploması

Pablo Neruda 1904 yılında Şili’de Parral kentinde doğmuş. Babası bir demiryolu çalışanıymış.

”Latin Amerika’nın Şiirsel Sesi” de derler ona.Toplumsal ve siyasal şiirleriyle Latin Amerika edebiyatının dünyada itibar kazanmasını sağladı. Canto General adlı epik şiir dizisiyle kendi kıtasının tarihini ve şimdiki zamanını yansıttı.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYI TIKLAYIN

Şu an okumakta olduğum ”Yüz Aşk Şiiri”adlı kitabına gelince; Erdoğan Alkan’ın çevirisi. 132 sayfa ve adından da anlaşıldığı gibi, ana duygusu aşk olan 100 şiir içeriyor.

Kitabın arka kapağındaki ithaf yazısı şöyle başlıyor:”Senin için yazdığım bu adsız şiirler nice büyük acıların, nice büyük hüzünlerin ürünü, sevgili kadınım.”

Ve devam ediyor:

”Ama onları bitirip sana sunmak, çayırlardan bile geniş bir kıvanç veriyor bana. Şairler sone’lerini zevkle, özenle, incelikle seçtikleri,gümüş, billur, tiz ya da gür sesli uyaklarla süslediler hep. Bana gelince sonelerimi odundan yaptım, onlara donuk ve saf odunun sesini verdim, kulaklarına da bu sesle ulaşsınlar. Seninle ben, ağaçlar arasında, kumlar üstünde, yitik göller kıyısında, kül iklimlerde dolaştık….Pablo Neruda”

Görüyorsunuz ki; şiirleri kadar şiirsel bir anlatımla, şiirlerini okumanız için can atmanıza neden oluyor bu ithaf yazısı. Neruda şiirleri için çok söz söylenebilir. Bense söz söylemek yerine hep okumayı tercih etmişimdir. Neruda şiirleri okutur zaten. Keyifli okumalar.

İsmet


<a href="http://www.glitter-works.org&quot; target=_blank

1 Yorum

Filed under Edebiyat, Kitap