Monthly Archives: Haziran 2009

>Ev Dekorasyonu / Dekorasyonda Harikalar Yaratan Ayrıntılar

>Ev dekorasyonun püf noktalarından biri de duvar renkleri ve mobilya duvar uyumu. Düz renkli duvarlar yerine , mobilyaya uygun renkte ve formda desenler, yaşam alanlarına hareket ve estetik duygusu katıyor. Bu uygulamalar şablonlarla kolaylıkla yapılabiliyor.

Ve siyah beyaz şıklığı zirve yapıyor

Pastel desenler çok hoş bir hareket duygusu katıyor ortama


Romantik ve sade, bence çok hoş

Çok beğendiğim bir uygulama daha

Reklamlar

5 Yorum

Filed under Dekorasyon

>Begonvilli Ev’in Mutfağından / Gerçek! Acıbadem Kurabiye

>


Acıbadem kurabiyeyi çok severim. Kıtır kıtır sertliği, hafif yapışkan şekerli tadı ve enfes badem kokusu ile, kurabiyeye adını veren acı badem aromalı lezzetini çayın yanına çok yakıştırırım. Ne var ki son zamanlarda findıktan yapılmış kurabiyeler acı badem kurabiye olarak satılıyor pastanelerde. Üstelik bildiğim kadarı ile un kullanılmaması gerekirken un da katılıyor yeni tariflere. Tabii ki sonuçta findık tadı baskın, o özlediğim hafif yapışkanlığı olmayan kurabiyeler çıkıyor ortaya. Ben de üşenmeyip epeyce araştırdım ve bir kaç tarif denedikten sonra çocukluğumun enfes tadına en yakın olanı buldum.

Malzemesi

1 bardak badem

8-10 tane acı badem

1 bardak pudra şekeri

4 yumurta

YAPILIŞI:

Bademler sıcak suya konularak bir kaç dakika haşlanır, üzerine soğuk su dökülür ve kabukları soyulur. Kağıt havluda iyice kurutulup rondodan geçirilir. Cam bir kapta bademlerin üzerine pudra şekeri ve yumurta akları eklenir. 20-25 dakika karıştırılır.Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine ceviz büyüklüğünde toplar halinde yerleştirip üzerine bir fırça ile şekerli su sürülür. Ortanın biraz altında sıcaklıkta(ben 120 dereceye ayarladım) pembeleşinceye dek pişirilir. Soğuyunca alınır, yoksa kırılabiliyor. Afiyet olsun.


11 Yorum

Filed under Mutfağımdan

>Yaşamdan / Kişisel Bakım Ürünleri

>
İnsanlık tarihinde kozmetik ve kişisel bakım ürünleri alanının çok iyi bir pazar olduğu keşfedileli çok oldu. Tüm insanlarda olan bakımlı, sağlıklı ve güzel olabilme isteği, büyük firmaların ağzını sulandıran öyle bir pazar oluşturdu ki, bu pazarda yok yok. . Kadın ya da erkek, herkesin arayış içinde olduğu bir alan bu kişisel bakım ürünleri pazarı. Öyle çeşitli ürünler var ki piyasada; vücudun her bölgesi için ayrı kremler, çok çeşitli temizleme maddeleri, nemlendiriciler, jeller, köpükler, maskeler, serumlar, kaynağının ve içeriğinin ne olduğunu bilmemize olanak olmayan pek çok ürün mucizevi etkilerinden söz edilerek pompalanıyor bu büyük pazara. Her marka kendi ürünlerini göklere çıkarıyor, en iyisi olduklarını iddia ediyor. Salyangozdan tutun da üzüm çekirdekleri ekstresine, anemon çiçeklerine, gül yaprağına, köpek balığı kıkırdağına, karınca yumurtasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyden elde edilen bu ürünlerin pek çoğu, reklamcılığın tüm olanakları ile tüketime sunuluyor. Her firma en doğal, en mükemmel, en enn ennnn harika ürünleri sunduğu iddiasında. Elbette gerekli izinler alınarak piyasaya sürülüyorlar ama vaadedilen sonuçlara gerçekten ulaşılıyor mu bu ürünler kullanılınca? O büyük özlem; güzel ve bakımlı olabilme isteği, en büyük yardımcısı üretici firmaların. Biraz merak, biraz kıskanma ve özenme duyguları da girince işin içine satışlar artıyor. Alınan bir çok pahalı ürün ise sadece hayal kırıklığı yaratmaktan öte gidemiyor. Beklenti çok büyük olunca yaşanılan hayal kırıklığı daha da büyük oluyor. Kısacası, bir kaç sürüşte kırışıklıkları neredeyse yok eden, selülitleri silip süpüren, leke ve çatlakları kaybeden mucizevi kremlere, serumlara, kaynağını ve içinde ne olduğunu bilmediğimiz, annemin deyimi ile ”dünyanın parası” ile alınan ürünlerin yaratacağı mucizelere çok da inanmıyorum açıkçası. Yararlı olabilirler ama bir yere kadar. Belki de ilaçlarda olduğu gibi bu ürünlerde de plaseba etkisi vardır. Kullanıyor olmanın verdiği rahatlama ve özgüven iyi geliyordur insanlara.

Ambalajlama ve sunum da çok önemseniyor elbette ve ürünlerin kalitesi kadar albenisi de olmalı ki ilgi çeksin ve psikolojik olarak tüketiciyi etkilesin.Böylelikle maaliyetler daha da artıyor. Elbette, maddi açıdan herkesin rahatlıkla alıp tüketebileceği ürünler değil bu ürünler. O zaman da alternatif bir pazar oluşuyor; doğa..Bazen maddi alım gücü olduğu halde doğal ürünleri yeğleyenler de oluyor. Onlar da benim gibi pahalı ama içeriği bilinmeyen ürünlere kuşku ile bakanlar. Birkaç yaz önce Marmaris’te bir restoranlar zinciri sahibi bir Fransız bayanla tanıştık. Ekonomik durumu ve Paris’te yaşamanın sağladığı olanaklarla her türlü kaliteli ürün elinin altında olan bir hanımdı ama bizim ev yapımı saf zeytinyağlı sabunların hayranıydı. O ve ailesi, her yıl tatilini yapmaya geldiği Türkiye’den götürdüğü sabunlar dışında kişisel temizlik ürünü kullanmıyormuş.Tonik olarak sadece gülsuyu kullanmak, peeling işlemi yerine geleneksel keseyi uygulamak, el ve ayak kremi olarak gliserin ve limon suyu kullanmak oldukça popüler. ”Süpermarketlere karşı aslan bakkal !” tarzı bir yaklaşım oldu bu örnekler ama tercih insanlara kalmış. Deneyimler ve mantık çerçevesinde, içeriğini bilmediğimiz ürünler için deneme tahtası olmaktan ve boşa para harcamaktan iyi gibi geliyor bana.

Bir de uzman konusu var. Böyle hareketli bir piyasada ortalıkta uzmandan geçilmiyor. Bu işin uzmanı olduğu söylenen insanların uzmanlıklarını ne şekilde edindikleri de ayrı bir araştırma ve tartışma konusu. Pek çoğu, üretici firmaların kısa süreli kurslarından ve seminerlerinden katılımcı belgesi alıp uzman olduğunu iddia ediyor. Bu uzman kişilerce, eczanelerde, kozmetik mağazalarında, hipermarketlerde, güzellik salonlarında, spa merkezlerinde yani tezgah açılabilecek her yerde, bilgisayarlı makinelerle, neredeyse show niteliğinde cilt ve saç analizleri yapılıyor. Yaşa ve yaşam tarzlarına bağlı olarak son derece olağan olan durumlar abartılarak sorunmuş gibi(Ama sanki o ürünlerle kolayca giderilebilecek bir sorunmuş gibi)gösteriliyor. Ardından bir kaç ürün satma çabası geliyor. Bence o kişiler gerçekten uzman kişiler ama güzellik uzmanı olmaktan çok pazarlama uzmanı özellikleri taşıyorlar..(Bir yerlerde bu işin gerçekten eğitimini almış gerçek uzmanlar vardır elbette; onları tenzih ediyoruz)

Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ürün geliştirme konusu da işin başka boyutu. Kısacası ben doğaldan ve doğadan yanayım,

Sağlık ve güzellikler sizinle olsun.

4 Yorum

Filed under Sağlık, Yaşamdan

>Unutulmaz Müzikler / Can Atilla

>

Unutulmaz dizi ve film müzikleri ile tanıyoruz O’nu.

CAN ATİLLA WEBSİTE

İşte aklıma gelen bazı film ve dizi müzikleri;

Ferhunde Hanımlar

Şaşıfelek Çıkmazı

Vasiyet

Sır Çocukları

Kuruluş – Osmancık

Bam Teli

Kuvayı Milliye Destanı

Gayri Resmi Hürrem

Yer Demir Gök Bakır

Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen birçok oyunun da müziklerinin bestecisidir. Can Atilla, New Age türünde evrensel müzik yapmaktadır. 13 Mayıs 2008 tarihinde İngiltere Kraliçesi’ne özel bir konser veren sanatçı, klasik müzik alanında tek Türkçe yayın organı olan Andante dergisine “Tek kişilik orkestra” başlığıyla kapak olmuştur. Benim için ”bir numara”lardan biridir.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

<a href="


http://www.esnips.com//escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf
Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

Yorum bırakın

Filed under Müzik

>Severek Dinlediklerimden / Zerrin Özer / Ömür Geçiyor

>
Son günlerde dinlediğim en güzel şarkılardan biri ve bana göre Türkiye’nin en iyi kadın vokallerinden biri seslendiriyor. Söz: Bülent Yetiş Müzik: Şehrazat

Gözlerim senden hatıra
Giderken iyi bak demiştin
Sana nasıl alışmıştılar
Gittin gideli gözüm hiçbirşey görmüyor.

Belki bu gece belki bir sabah
Duygular çoşar düşersin yollara
Belki kapımı çalarsın ansızın
Elinde güller gözünde yaşlarla.

Ben unuttum çoktan beni kırdığını
Sen de unut yoksa ömür geçiyor
Yalnız benim için bak derdin
Gözlerim o gün bugün seni arıyor
http://www.muzikvakti.com/plyr.php?id=632

6 Yorum

Filed under Müzik

Yaşamdan / Küba’daki Atatürk Büstü Çalınmış



Küba’nın başkenti Havana’da Zapata Caddesi ile Salvadar Allende Bulvarı’nın kesiştiği yerde, Havana’nın en önemli caddelerinden birinde bir Atatürk büstü olduğunu biliyor muydunuz? Büstün altında da Atatürk’ün ”Yurtta Barış Dünyada Barış” sözü yazılıymış.

Küba halkının fakir olmalarına rağmen çok güzel bir kültür mirasları var. Tüm ambargolara rağmen tıpta çok ilerlemişler. Küba’nın emperyalizme karşı koymaya çalışan bir ülke olması nedeniyle ülkede yabancı heykeller, büstler yer almıyor. Küba’da yabancı bir devlet adamına ait tek büst Atatürk’ün büstü.. Bunu görmek, göremeyenler için de orada bir Atatürk büstü olduğunu bilmek çok gururlandırıcı(ydı).

Ama ne yazık ki artık orada Atatürk büstü yok. Dün İz Tv. de izlediğim bir bir belgeselde yapımcı ve araştırmacı Ayhan Sicimoğlu’ndan duydum ben de bu kaybolma olayını. İşin iç yüzü nedir pek belli değil. Bakalım Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu işe el atacak mı????

6 Yorum

Filed under Yaşamdan

>Kutlu Olsun!

>












İlk fotoğraf dışındaki fotoğraflar Flickr’dan.

4 Yorum

Filed under Özel Günler, Yaşamdan