Monthly Archives: Nisan 2010

Sahte Yazılar


İnternet dünyasında Can Dündar imzası ile dolaşıp duran ancak yazarın ”bu yazılar bana ait değil!” dediği pek çok yazı var. Resmi web sayfasında ”sahte yazılar” başlığı ile duyurduğu bir bölüm var, ben de oradan okudum. Diyor ki;”Bu bölüm; yıllardır internette benim adım altında dolaşan, fakat aslında bana ait olmayan yazılardan oluşuyor.

Bunları, gerçek yazılarımdan ayırabilmek için burada topladık.

Lütfen çoğaltıp dağıtmayınız…!

Dağıtanları uyarınız…! ”

Can Dündar’ın Web Sayfası Burada

Bir kaçını okudum. Okuduklarım, duygusal yönü ağırca basan, yaşam dersi veren şiirimsiler ve düz yazılar.. Şiir midir, değil midir? tartışması zaten beni aşar. Hatta aşağıda okuyacağınız yazı bir kaç yerde Can Yücel imzası ile de çıktı karşıma. Üstelik bir kaç değişiklikle..Baktım yazı fena da değil hani; popülist denilebilecek söylemler içeren, Can Baba’nın(Yücel’in) uslubunu da yansıtan bir yazı. Ben işin içinden çıkamadım.

ERKEK DEDİĞİN

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.

Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.

İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.

Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.

Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.

Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.

Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.

Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.

Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.

Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.

Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.

Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.

Erkek dediğin askına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.

Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir.Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.

Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey…
Zeki olacak.

Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi
katmasını da.

Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak.
Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.

Erkek dediğin önce sevecek.
Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa… Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı…

Erkek dediğin seni koruyacak,kuşatacak.

O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.
Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak.
Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.

Şimdi ben çoğaltıp dağıtmış mı oluyorum? Doğrusu pek kestiremedim. Siz yine de anaonim olarak değerlendirin bu yazıyı, ya da şiirimsiyi.

Yazıya gelince; yazarı her kimse, fazlaca ütopik değil mi? Hem bir de işin diğer yönü var..Hadi böyle bir erkek var diyelim. Ya kadın nasıl olacak? Orasını varın siz düşünün kadınlar:) Bence şunu ”İnsan Dediğin”yapalım da hep isteyen ve talep eden durumuna düşmeyelim..

Reklamlar

6 Yorum

Filed under Yazın Dünyası

Rengarenk Yastıklar

Hem işlevsel hem de görseldirler. Ev dekorasyonuna katkıları çok fazladır. Onları seviyorum.

Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Polyvore.com üzerinden
Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Polyvore.com üzerinden
Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Polyvore.com üzerinden

4 Yorum

Filed under Dekorasyon

Yazlık Hasır Çantalar












Yaz gelince bu çok şık ve kullanışlı hasır çantalar vaz geçilmezlerimden oluyor. Plaj çantası olarak ya da günlük kullanımda çok işe yarıyorlar.

Sandalet, şapka ve güneş gözlükleri ile çok şık duruyorlar.
Bu birbirinden şık modelleri Dolche&Gabana, Makenzi, Seasi ve Braccialini, Channel gibi dünyaca ünlü markalardan seçtim.

4 Yorum

Filed under Giyim ve Moda

>Gündemdeki İç Acıtıcı Konular / Çocuk İstismarı ve Cinayetler!

>
Blog sayfam son günlerde ağlama duvarına döndü. Ne var ki, toplum olarak yaşadıklarımız, neşeli, keyif verici konulara yer vermemize izin vermiyor. Hatta az önce baharlık ve yazlık hoş aksesuvarlarla ilgili bol görselli bir yazı hazırlamıştım, geri çektim. İçim elvermedi böylesine büyük bir sosyal yaranın acısı içimdeyken, modadan giyimden söz etmeye..

Bir kaç blog yazarı arkadaşım da benzer duygularla, üzülerek ve tedirgin olarak konuyu ele almışlar bloglarında. Bu konuları dile getirmenin zorluğunu hissederek.. Ne var ki, zor da olsa tüm acımıza ve tedirginliğimize karşın konuşmalı, yazmalı, her şekilde dile getirmeliyiz. Şu an ne bir şey üretmek, ne de yararlı bir iş yapmak gelmiyor içimden. Tüm gücümle, herkesi uyarmak, ”Nereye gidiyoruz? Sonumuz ne olacak?” diye çığlıklar atmak istiyorum yalnızca.

Sekiz on yaşındaki çocuklar, bebek sayılabilecek yaşta çocuklara tecavüz edip öldürüyorlar. Kimdir bunların anne babaları, öğretmenleri? Bu çocuklar nasıl, hangi koşullarda yetiştiriliyorlar? Bu yaşlarda böylesine vahşice suçlar işleyebiliyorlarsa yetişkin oldukları zaman nasıl bir yaşamları olacak?

Tv haberlerinde duyuyor, izliyoruz; okullardaki kantinlerde çalışanların, okul servisleri sürücülerin içinde pek çok sabıkalının olduğu saptanıyor. Hem de cinsel suçlardan.. Sabıkalı insanların da yaşam hakları olmalı ama cinsel suçlardan hüküm giymiş sapıkların kantinlerde, okul servislerinde ne işi var? Bu çok önemli konunun ta baştan sıkı bir denetleme sistemine bağlı olması gerekmiyor mu?

Yatılı okullarda korkunç olaylar oluyor. Kayıp öğrencilerin cesetleri yakınlardaki çukurlarda bulunuyor. Bu nasıl bir ihmaldir? Devlet, gözetimindeki çocukları korumaktan aciz midir?

Kısacası; bunların dile getirilmesine kim kızarsa kızsın, kimler rahatsız olursa olsunlar, toplum olarak dikkati çekmek zorundayız. Bu yaşanılan olumsuzluklar ülkemizin en önemli sorunlarındandır..23 Nisan’da süslü sözlerle çocuk sevgimizi dile getirmek işe yaramıyor. Bu ülkenin, uzmanları, eğitimcileri, hukukçuları, bilim adamları var. Ne yapılacaksa yapılsın artık. Asıl bu konulardaki yasalar düzenlensin. Çalışmayan, hantal sistemler yerine tıkır tıkır işleyen sosyal sistemler istiyoruz. Ana babalı ya da kimsesiz, her çocuk korunmaya muhtaçtır. Eğitim eksiklikleri giderilsin. Suça eğilimli çocuklar ve insanlar kendi haline bırakılmamalı. Devlet bunlar için değil midir?

Benim dile getirebilme gücüm ancak bu kadar. Benden çok daha yetenekli, eğitimli, eğitimsiz insanlarımız var. Herkes gücü yettiğince dile getirsin rahatsızlığını. Susan, susmak zorunda olan bir toplum olmayalım. YETER ARTIK! YETER!!!

[URL=http://img150.imageshack.us/i/banadokunmavo1yt9.gif/][IMG]http://img150.imageshack.us/img150/2563/banadokunmavo1yt9.gif[/IMG][/URL]

4 Yorum

Filed under Yaşamdan

>Çok Üzgünüm / Maviş’in Son İki Yavrusu Çalındı!

>

Antalya’da yaşayan hayvanseverler bu duyuruyu mutlaka okusunlar! Yardımınıza ihtiyacımız var.

Maviş’in son iki yavrusu çalındı! Maviş sahibi ölünce sokakta kalmıştı ve parkta doğum yaptı. 45 gün boyunca parktaki lunapark çalışanlarının gösterdiği kafeste baktım. Hayvansever arkadaşların da yardımı ile yavruları sahiplendirdik. Son iki yavruyu da lunapark işletmecileri sahiplenmişti. Maviş’in kısırlaştırılması ameliyatını da yaptırıp tam huzura kavuşmuştum ki, son iki yavru çalınmış. Yavrular sarı renkli ve masmavi gözlülerdi. Henüz aşıları tamamlanmamıştı. Eğer masmavi gözlü sarı renkli yavrulara rastlarsanız lütfen haber verin. Bakımsız kalıp başlarına kötü şeyler gelmesinden korkuyoruz. Buradan yazabilir ya da veterinerimize telefon edebilirsiniz. tl:2433208

9 Yorum

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Yaşamdan

>Severek Okuduklarımdan / İhanet / Karin Alvtegen

>

Karin Alvtegen İsveç’li bir yazar. Lagerlöf’lerin, İbsen’lerin, Kierkegaard’ların ülkesinden. İhanet, İsveç’in günümüz edebiyatında aldığı yeri göstermesi açısından önemli bir yapıt.”İnsanın en büyük korkusu terkedilmek ve reddedilmektir” düşüncesine dayalı olarak kurgulanmış.

Yazar, genç bir anne olan Eva’nın evliliği ile ilgili sorunları olduğunu farketmesi ile başlayan bir sorgulama sürecinin, onu nasıl intikama yönelttiğini gösteriyor romanında.

Kocasının gittikçe belirginleşen soğukluğu karşısında evliliğini gözden geçirmek zorunda kalan Eva, kocasının oğlunun öğretmeniyle aşk yaşadığını öğrenince duyduğu acı ve öfke onu intikama yöneltiyor..
Alvtegen,oldukça alışılmış bir öyküden yola çıktığı İhanet adlı romanında, bilinen kalıpları yerle bir ederek okuru şaşkınlık içinde bırakıyor. Aldatılmanın acısını tüm psikolojik boyutlarıyla gözler önüne sererek, yıkıcılığımızın nasıl denetlenemez sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor. Yazarın büyük duygusal yıkımlar yaşayan insanların ruh yapısını derinliğine yansıtmaktaki ustalığı, İhanet’i sıradan bir polisiye olmaktan çıkarıp usta işi bir gerilim romanına dönüştürüyor.

1 Yorum

Filed under Edebiyat, Kadın Yazarlar, Kitap

>Rahat ve Şık !

>



Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Juicy Couture shoes ile yaratıldı
Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Manolo Blahnik shoes ile yaratıldı

beni polyvore da bulun

2 Yorum

Filed under Giyim ve Moda