Söz Bitti!!

”Sözlerin bittiği yerdeyiz!”  diye yazdık pek çoğumuz. Çünkü  duygularımızı, içimize işleyen acımızı anlatacak sözler tükenmişti gerçekten..

Binbir zorlukla büyütülen, anaların yüreğinin  sızısı evlatlar, gencecik fidanlar haince katlediliyordu.. Her birerini  ayrı ayrı tanıyınca dramın altında yatan başka dramlar  gözler önüne seriliyordu. Kimi anasız babasız büyüyen, kimi  asker olmadan önce asgari ücretle  çalışan, kimi nişanlı, kimi evli, kiminin eşi hamile, hayatının  baharında  genç insanlar… Vatan borcu diye uğurlanıp davullarla zurnalarla gönderilmişlerdi. ”Üşüyorum, giysi gönder anne!” diyen şehidimizin  giysileri  ulaşmamıştı  bile, o şehit olmuştu. Canı gibi sevdiği  çocuklarına kavuşmasına  az kalmıştı uzman çavuşumuzun. Anneler, babalar, eşler, nişanlılar, sevgililer, çocuklar, kardeşler bekliyordu  onları.. ”Şu kadar askerimiz şehit oldu” bir  haber değil, yaşamın çok acı bir  kesitiydi; içinde nice acılar, özlemler barındıran. Yok olan umutların paramparça olan ailelerin gerçeği. Bu dramın derinliklerinde daha ne dramlar  vardı kim bilir? Geride kalanlar, yaralılar, sakat kalan askerlerimiz.. Sivil yaşama dönünce bin beter acılarla boğuşan gazilerin durumunu  yakından bilen var mı?

Ağlıyoruz, içimiz yanıyor, her birimiz kendimizce ifade etmeye çalışıyoruz acımızı.Yine  de sözlerin yetersiz kaldığını, aczimizi  dağ  gibi  bir yük olarak hissederek…Ve nihayet  bu sabah  haberlerde ” Söz bitti, harekat  başlatıldı!! diyor  haber spikeri.

Ülkelerin tarihinde , terör örgütleri silah bırakmadan, gelip teslim olmadan açılımlar yaparak barışın getirildiğini gösteren bir tek örnek yazmıyor.
Sınırdan sızıp 50 kiloluk bombalar koyan, mayın pusuları kuran, vali, kaymakam, öğretmen kaçıran, 24 erimizi şehit edebilecek güce ulaşan PKK’nın merkez üs yaptığı Kandil benzeri dağları haritandan silecek harakatı yapmak için şehit sayımızın  bu kadar artması ve halkın bıçak kemiğe dayandı durumuna düşüp ses çıkarması mı gerekiyordu?

Kandil haritadan silinmeden ve “Bu bir savaş,50 kiloluk patlayıcıları Türkiye’nin şehirlerine taşırız” tehdidini savuranlar, bütün militanlarıyla yakalanıp teslim olmadan “Kardeşlik ve Birliktelik Projesi”  lafta kalmağa mahkum. Dahası böyle lafta kalan projeler  terörü besliyor.

”Daha çok kan akacak, bu  bir savaş!” diye haykıran yani  askerimizin  katledilmesini  gayet doğal karşılayan BDP milletvekilinin şirret sesi kulaklarımda yankılanıyor. Bunca acının içinde meclisimizden çıkan bu sesler dayanılmaz geliyor bana. Halkların  seçtiği  vekillerin kökeni değil beni  rahatsız eden. O kişilerin terör örgütünün çığırtkanlığını yapmasını hazmedemiyorum.  Demokrasi gereği  seçilip milletin vekili  ünvanı ile orada olan insanların bölücübaşı katili kahraman, terör örgütünü, Kürt Halkı’nın hakları için savaşan ordu olarak görmelerine dayanamıyorum. Daha dün, Türk Kürt ayrımı yapmadan  on yaşındaki çocuğu, genç kızları öldüren bu gözü dönmüşler nasıl  hak aramak için savaşıyor olabilir?

Meclisimizdeki işbirlikçileri orada görmek istemiyorum. 
Oysa tüm halkların  ulusça,  eşitlik ilkesi ile herkesin  görev ve sorumluklarını yaparak, yasalar çerçevesinde yaşaması gerektiğini düşünenledenim.

Daha sayfalar dolusu  yazabilirim, yine de sözcükler yetersiz  kalacak. Taa ki akan masum kanı  tamamen duruncaya dek..

Yorum bırakın

Filed under Türkiye, Yaşamdan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s