Bu ülkede ters giden bir şeyler var!

Başlığı okuyunca ”Günaydın! Yeni mi farkediyorsun?”  ”Sadece  bir şeyler mi var, yoksa pek çok şey mi ?” diye söylendiğinizi duyar gibiyim ve yerden göğe haklısınız. Haksızlıklar, adam kayırmalar, kadrolaşmalar, eğitim ve sağlık alanında sonu gelmez skandallar, ayıplar, vatandaşın güvenliği ve sosyal hakları konusundaki  eksiklikler, yetersizlikler, çarpıklıklar, hukuk alanındaki akılalmaz durumlar vs. vs.

Ben sadece  bir örnek vereceğim. Ekonomi uzmanı olmaya gerek yok, durumu anlamak için. Ufacık ama çok şey anlatabilecek  bir örnek.

Ayrımcılığa, makam  ve mevkiyi bencilce kişisel gereksinimler için kullanmaya dair  bir örnek.

Düz mantıkla, fazla araştırma yapmaya gerek kalmaksızın  durumu basitçe  özetleyen bir örnek..

Bakın meclis lokantasının yemek fiyat listesine!

Bu hayat pahalılığında böylesine  kaliteli yemekler, bu fiyatlarla çıkabiliyorsa, benim üniversite öğrencim neden kuru simite muhtaç, bir tas  sıcak çorba bulamadan  hayatta kalma ve eğitimini yarı aç yarı tok tamamlamak zorunda kalıyor? Neden devlet yurtlarında, yetimhanelerde kalan çocuklarımız  en düşük maliyetli, dolayısı ile  düşük kaliteli yemeklerle (Kurtlu fasulye, küflü bulgurla) karın doyurmak zorunda bırakılıyor? Neden deprem bölgesinde çocuklar  yetersiz beslenmeden (açlıktan) ölüyorlar? Örnekler  çoğaltılabilir. Benim ilk aklıma gelen bunlar..

Yiyin efendiler Yiyin

Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret

Yorum bırakın

Filed under Politika, Türkiye, Yaşamdan, Şiir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s