Monthly Archives: Aralık 2011

Mutlu Yıllar!

Tüm dostların yeni yılını kutluyorum!

Yorum bırakın

Filed under Özel Günler

Dayanışma böyle olur!

Zordur sokaklar.. Açlık, soğuk, acımasız insanlar… Düşman sanılanlar bile birbirinden destek alırlar. Tıpkı böyle..

Pinterest’te rastladım bu fotoğrafa..

Yorum bırakın

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Sokaktaki Canlar

Begonvilli Ev Halleri

Yılbaşı soframızın çiçeğini aldık! Kar efektini yeni keşfettiğim bir sitede yaptım. İşte adresi: http://lunapic.com/editor/?action=snow
Sarı, yeşil, turuncu..Antalyanın  en güzel ürünleri. Pazarımızdan…
Kim demiş, onlar anlaşamazlar diye?

 

2 Yorum

Filed under Süs Bitkileri, Yaşamdan, Yaşamdan. Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları

Terkedilmiş Evler

Terkedilmiş evler vardır her şehirde,  her kasabada, hatta köylerde..

Yapayalnız, ürkütücü, bir o kadar da hüzün verici  görüntüleri olan  harap evler…

Kirli,  kırık dökük camları, kapıları, pencereleri, aşınmış sıvaları, eğer varsa acınası bahçeleri ile sızım sızım sızlayan bir halleri vardır.

Tıpkı yarı aç yarı tok sokaklarda ömür tüketen, kimsesiz,  hasta, yarı deli, muhtemelen alkolik ya da şizofren evsiz insanlar kadar hüzün vericidir o evlerin hali de..  Pek de farklı değillerdir hani; evsiz insanlarla  insansız evler….Kaderleri  aynıdır;  sahip çıkanları yoktur.  Pek çok güzelliği, yaşanmışlığı, anıyı taşıyor olmaları  hiç bir şey ifade etmez şimdiki durumda. İşleri bitmiş, devirleri tamamlanmıştır.. Enkaz olarak gözler önünde olmaları da sadece yürekleri  sızlatır ama hemen hiç birinin kurtuluşu, eski güzel günlerine dönüşü olası değildir…

 Onlardan birini gördüğüm zaman  çok hüzünlenir, ”kim bilir kimler yaşadı  bu evde?” diye düşünürüm. Film kareleri canlanır gözümde. Özellikle Kaleiçi’nde özgün mimarileri ile dikkatimi çeken eski harap konakları görünce …. Şu kapıdan kim bilir kimler  girdi  bir zamanlar? Şu pencereden hangi kadın, akşam eve dönecek olan eşini görmek için baktı?  Yaz akşamlarında, taş duvarların arkasındaki portakal ağaçlı, yaseminli bahçede kurulan sofrada kimler akşam yemeği yediler ve taş plaktan yayılan  hangi şarkıları dinlediler? Kim  bilir, ne sevinçler ve ne acılar yaşandı?  Ne aşklar, ne terkedilişler, ne kavuşmalar geldi geçti..

Henüz  ben doğmadan önce yaşanmış pek çok mizansen canlanır gözümde:

Dantel perdeleri yıkayıp kolalamaktan, merdivenleri arapsabunu ile ovmaktan yorgun düşmüş  hanım, muhtemelen  beyi  eve gelmeden  giyinip süslenip ondüleli saçlarına hafif  limon suyu ile şekil verip allığını  sürmüştür.

İşte şu yüksek merdivenli, sırtını eski kale duvarına dayamış konakta, bahçesindeki turunç ağaçlarından toplanan turunçlardan kaynatılan reçelinin kokusu nasıl da  sokağı sarmıştır.. Diğer  bir evde  taze asma yaprakları toplanıp çoktan,  minicik serçe parmağı inceliğinde  sarmalar olarak ocağa konulmuştur.. Başka bir evde, evin biricik kızına  görücü  gelecek hanımlar için  hazırlık vardır..  Hazırlanan  kurabiyeler,  köşedeki  fırına  gönderilmek üzere üzerleri güzelce örtülmüş, vişne şurupları, kalıp halinde alınıp talaşta saklanan ve  kırılıp bakır bir kovaya doldurulan buzda soğutulmuştur..

Fransızca öğretmeni Dilber Teyze  piyanosunu  tıngırdatmaktadır, hurma ağaçlarına grup halinde konan kumruların eşliğinde…

Çocuklar mutludur, televizyon , internet kafeler, alışveriş merkezleri olmasa da.. Rahatça oynayabildikleri  bahçeleri, boş arsalar, tırmanabilecekleri ağaçları vardır..

Sokak kedileri bile  mutludur o yıllarda; bahçelerin kuytu ve gölge köşelerinde karınları doyuyor, yorulana kadar oynayıp uyuyorlardır muhtemelen. Yollarda ezilme tehlikesi olmadan, yaşayıp gidiyorlardır.

Görüyorsunuz ;  beni nerelere alıp götürdü bu eski evler ve emin olun bu anlattıklarım birebir yaşanmıştır, Anneannemin anıları,  annemin ve teyzemin de aktarımları ile  capcanlı geliyor gözümün önüne..  Neredeyse bir roman yazdıracak  kadar  hissediyorum yaşanmışlıkları..

Ve şimdi  yılların  yorgunu konak, çoktan  rahmetli olmuş  eski sahiplerinin çocuklarının  küçüklük  halini bilse de yetişkinliklerini bilmiyordur.  Hele onların çocuklarını  hiç tanımamıştır..

Bu eski  konak yavrusu evlerden biri de rahmetli dedemin ailesine aitmiş. Kaleiçi’nde , Kırkmerdivenler’in  altında harap durumda yok olmakta  şu an.. Bir çok varisi olan ancak yasalar gereği restore edilmesi için  akıl almaz bir  servet harcanması gereken  bu evin durumu, ailedeki pek çok hukukçunun  bile içinden çıkamadığı,  kimin ne yapacağı bilinmeyen bir muamma..  Gördüğüm zaman  göz yaşlarımı tutamıyorum…

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Nostalji, Yaşamdan

Crochet at Begonvilliev’de Yeni Koleksiyonumuz.

Sevgili Arkadaşlar,

Diğer bloğumuz Crochet at Begonvilliev’de yeni tığ işi koleksiyonumuza ürettiğiniz  tığ işlerinizin resimlerini ekleyebilirsiniz. Resimlere tıklandığı zaman sizin sayfanız görünecektir. Bunun için ”Add your link” yazısını tıklayın ve gerekli yerleri doldurun.

Hepinize, sevgiler, selamlar..

Yorum bırakın

Filed under Crochet, Diğer Bloglarım

Sakın Üşümeyin!

Bizim buralara kar yağmaz. Kar görebilmek için  en yakın kayak merkezi olan Saklıkent’e gitmemiz gerekir.

Saklıkent’i bir başka zaman anlatırım.

Şimdilik bu enfes kış manzaralarını izleyelim, ne dersiniz?

1 Yorum

Filed under Fotoğrafçılık

Evlendirme Proğramları

İlkinin tutması ile  neredeyse her kanalda yapılan ve epeyce  izleyici kitlesi olan, ekranda özel yaşamı sergileme esaslı proğramlardan biri..  Benzerlerinden  biraz farklı olabilmek için  uçuk kaçık  yorumcular, stüdyo konukları vs  de eklenince iyice abuklaşan  çalgılı çengili bir karmaşa.

Amacı iyi niyetli gibi gelse de  tanışma aşamasından sonra, sonucun açıklanması süreci çok sancılı ve insan haklarına saygısızlık gibi geliyor bana. Üstelik istismarlar, yalanlar, kandırmacalar, ağız dalaşları, daha neler neler  oluyor. 


Neyse, tüm önyargılarıma karşın  komşum ve akrabam iki yaşlı insanın evine gidince  istemesem de izlemek zorunda kalıyorum. Eğer  öğleden sonra ise mutlaka  tv açıktır ve ilgi ile bunlardan birini izliyorlardır..Bazen birinden diğerine geçtikleri de olur. Hem de kızarak, söylenerek; bazı  katılımcılara duydukları sempati ya da antipatiyi dile getirerek..
Düşünmeden  edemiyorum doğrusu; bu tür proğramlara bel bağlayan katılımcılar kadar tv karşısında zaman öldüren  bunca insana  ne demeli?

Yorum bırakın

Filed under Tv, İronik Yazılar