Ah bu insanlar!!

Bu anlatacağım olay belki sıradan ve basit gelebilir. Yine de çevremizde bize ilk bakışta sempatik gelen, pek çok insanın nasıl küçük çıkarlar peşinde olduğunu gösteren bir örnek. Bizzat yaşadım; paylaşıyorum…
Üç kişilik bir aile, anne, baba ve oğul.. Taşınma telaşım sırasında gördüm onları. Evimin karşısındaki siteye ait spor alanının bakımını yapıyorlardı. Potaları ve tenis kortunun çevresindeki telleri boyuyorlardı. Hatırı sayılır bir sıcak var o günlerde.. Özellikle 40’lı yaşlardaki kadın çok sempatik geldi bana. Tulumu, eşarbının üzerine taktığı boyacı şapkası ile.. Ben de çok yorulmuştum ama hiç olmazsa evdeydim, onların güneşin altında saatlerce fırça sallamaları pek dokundu bana. Öğle saatlerinde mimoza ağaçlarının gölgesine kilim serip oturdular, bir şeyler yediler. Evde daha tam düzen kuramamıştım ki, ben de bir şeyler ikram edeyim.. Yine de Minik’i alıp yanlarına gittim. ‘’Kolay gelsin’’ demek için. Bir de soğuk su ya da içecek isterlerse çekinmeden gelip alabileceklerini söyledim.. ‘’Kaç gündür buralarda çalışıyoruz, bir Allah’ın kulu da kolay gelsin dememişti’’ dediler.. Sitenin yevmiye ile çalışan işçileriymiş bu aile. Aile boyu işe sarılmaları duygulandırdı beni ve o an gözüme emeğin değeri ile birlikte daha da sempatik geldiler..
Ertesi gün de işleri sürdü. Ara sıra hanımla kısacık sohbetlerimiz oldu. ‘’Her işi yapaıyoruz, boya, badana, onarım vs’’ deyince, bizim sundurmanın üzerindeki birkaç kırık kiremit geldi aklıma. Hazır, çalışkan insanları bulmuşken onlara kısmet olsun param diye düşündüm. Oğulları gelip kiremitlere baktı, on tane kırık ve çatlak kiremit saydı. Kiremitlerin markasına baktı ve’’ biz alırız kiremitleri, tanesi bir buçuk lira, siz emeğimizle birlikte ödersiniz’’ dedi. ‘’Çok iyi olur’’ dedim. Hatta emeğiniz için ne vereceğim bile demedim. Pazarlık edecek değildim ya, elbette hak ettikleri parayı ödeyecektim..
Bir iki gün sonra oğulları onbir tane kiremitle geldi. Bir de baktım ki kiremitler oldukça eski..Belli ki, bir onarım işinden ellerinde kalmış kullanılmış kiremitler. ‘’Bu kiremitler yeni değiller’’ dedim ama hemen itiraz etti.’’ Bu kiremitler sıfır, çatımız için almıştık, bunlar arttı, aynı marka olunca bunları kullanalım dedik’’ diye açıklama yaptı.. O an için evdeki elektrikçi ekiple ilgilenmek zorunda olduğumdan, fazla üzerinde durmadım. ‘’Öyle diyorsan öyledir, beni kandıracak değilsin ya’’ dedim.. Kiremitleri verandaya bırakıp, birkaç gün sonra geleceğini, onarımı yapacağını söyledi ve gitti. Daha sonra kiremitlere göz atınca hayretler içinde kaldım; bir tane bile sağlamı yoktu içlerinde. Kiminin ucu kırık, kimi çatlak.. Üzeri harçlarla kaplı olanlar mı istersiniz. Şimdi; burada beni asıl üzen, benim çalışkan aile diye sempati duyduğum insanların böyle üç beş kuruşluk bir konuda bile hile ile eski kiremitleri yutturmaya çalışmaları oldu. Bu işi yapan insanlar olarak o eski kiremitlerin hiç de sağlıklı bir örtü olmayacağını bildikleri halde hiç utanmadan beni kandırmaya çalışmalarına gerçekten üzüldüm.. Şimdi gelmesini bekliyorum; artık gerekeni söylerim.. Ne diyeyim; insanımız böyle küçük çıkarlar için bile dürüstlüğünden taviz verirse benim emeğe saygım, insana sevgim nasıl tuzla buz olmasın?

Not:Diyojen’in gündüzleri Atina sokaklarında elinde fenerle dolaşarak, dürüst bir adam aradığı söylenir. M.Ö. 400 yıllarında yaşayan filozoftan bu güne, değişen bir şey yok demek ki..

Yorum bırakın

Filed under Ülkemden İnsan Manzaraları, Begonvilli Ev Halleri, Yaşamdan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s