Monthly Archives: Temmuz 2012

Seni bu hale getirenlerin Allah bin türlü belasını versin!!!!

Yaşadığım acıyı  anlatamam!!!

6 Yorum

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Uncategorized

Levent Kırca’nın Pazar Yazıları

Levent Kırca’nın uslubunu bilenler bilir; öyle zekice dokundurur ki, gülümsetirken içinize oturur taş gibi söyledikleri. Çünkü gerçekleri dile getirir. Zaten zeki olamayanın başarabileceği bir şey değildir bu..
Her pazar gazeteyi elime alınca Aydınlık’ta ilk iş olarak Fikret Otyam’ın ve Levent Kırca’nın sayfalarına atlarım. İçim acısa da ülkenin ahvalini bir de onlardan dinlemek isterim. Tabii ki diğer yazarların da hakkını yemeyelim. Çarpıklıkları, yalanı, yanlışı, haklıyı haksızı, korkmadan, çekinmeden ( Sabahattin Önkibar, İsmet Özçelik ve diğerleri) cesurca dile getirdikleri için minnetle dolup taşarak okurum yazılarını..

Bakın Levent Usta bugün neler yazmış:
”Bundan daha komik bir ülke her halde yoktur. Sorunlar diz boyu değil, gırtlağa dayanmış. Boğulduk boğulacağız anasını satayım. Ne cumhuriyet kalmış, ne Atatürk. Ülkenin ilericisi, aydını hapishanelerde çürütülüyor. Amerika’nın buyruğu üzerine Orta Doğu allak bullak…Suriye’nin toprağı ve petrolü ABD’nin iştahını kabartıyor. Biz de maşacılık yapıyoruz. Atatürk kendi kurduğu meclise giremezken, ordu evlerinde hacılar, şeyhler, hocalar fink atıyor. Onca sorun varken Hülya Avşar Antalya Film Festivali’nde jüri başkanı olsun mu olmasın mı, bu tartışılıyor. Gazeteler korktukları için gerçekleri yazamıyorlar. Malum, çoğu da yandaş medya. ”
Ve uzayıp gidiyor yazı.. Uzunca olsa da sıkılmadan zaman zaman buruk gülümsemelerle okuyor, okurken düşünüyor, düşünüyorsunuz..

Bu giriş parağrafından sonrasını okumak için aydınlık Gazetesi’ndeki yazıya göz atın.. Ama önce söyleyin; sadece giriş cümleleri bile halimizi özetlemiyor mu?

Yorum bırakın

Filed under Ülkemin Halleri, Politika, Türkiye

Unutulmaz Kareler

Kaleiçi’nde bir sokak

Küçükkuyu’da balıkçılar ve kediler

Bilgisayarımda temizlik yaparken ”Unutulmaz Kareler” adlı bir dosya gördüm.

Manavgat Oymapınar Baraj Gölü

Bu dosyada son bir kaç yıldır çektiğim, beni etkileyen bazı görüntüler var. Çoğu da profesyonel olmayan sıradan bir makine ile çekilmiş fotoğraflar. Hiç biri photoshoplu değil. Uzun uzun bakıp anılarımı tazeledim ve bazılarını sizlerle de paylaşmak istedim.

Bu güzel köpekciğin hüzünlü öyküsü burada(tık)Maviş’in Hüznü

Kaleiçi’nde restore edilmiş tarihi bir konağın pencereleri

En yenisi bu; bahçemdeki küçük şeftali ağacının ilk meyvesi.

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Anılar, Fotoğrafçılık, Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Mimari

Hüzün

Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. Anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik.
Can Yücel

Gary Moorehttp://www.hulkshare.com/embed_mp3.php?fn=kxcko4e99i99&bg=#000000&fg=71C90C

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Begonvilli Ev Halleri

Çok sıcak…

Dahası çıldırtan bir nem,

Hiç susmayan cır cır böcekleri,

Minik, Jane Colette yemeden içmeden yatıyorlar..

Herkesin suratında bezmiş bir ifade..

Ama ne yapalım, Antalya yazı böyledir.

Her ne kadar ”the slow life” tarzı yaşasak da bir şeyler yapmak zorundayız.
Öğleye kadar ağır aksak da olsa malum ev işleri, öğleden sonra biraz el işi, biraz kitap..

Bunlarla uğraşıyorum

Bir arkadaşım heves etmiş ama sonrasında sıkılmış. Onca malzemeyi atacak. ”Olur mu öyle şey!” dedim, sanki anlarmış gibi. Takı tasarımını ve yapımını hayatımda ne gördüm, ne de denedim. Az çok becerebildiğim tığ işleri ile birleştirip uyduruk bir şeyler yapıyorum. Fazlası için

Bunu okuyor, bunu dinliyorum; ikisi de muhteşem!

Yaşasın kolay yaz yemekleri! Bana kalsa hiç mutfağa uğramayacağım bu sıcaklarda ama ne yaparsınız, tek başıma değilim

Zavallı çiçeklerim, sıcaktan kavruldular. İki saksı küpe çiçeğim tamamen kurudu:(( Bunlar da can çekişiyor..

Neyse ki bahçedeki meyveler harika görünüyorlar. Düzenli suluyor, diplerini kabartıyorum. Onlar da bu harika görüntüleri ile bana moral veriyorlar:

Bunlar da bahçemdeki işkence örgütü. Sistemli bir şekilde ve vardiyeli olarak gece gündüz işkencelerini sürdürüyorlar. Öyle ki, bir grup ara verince diğer bir ekip devreye giriyor. Sanırım hedefleri çıldırtmak!
Bu arada fotoğrafa dikkatli bakın ve benim gibi siz de doğanın kamuflaj yeteneğine hayran kalacaksınız!

Kızlar serin buldukları her yerde uyukluyorlar

Minik de öyle ama yattığı yer fotoğraf çekimine uygun olmadığı için görüntüleyemedim..

Balkonda kendime hazırladığım okuma köşemi anımsayacaksınız ama bakın kimlerin işgalinde

t

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Begonvilli Ev Halleri, Yaşamdan

Çıralı’da İşgale Son!

”Antalya-Kemer Çıralı İçin Tehlike Çanları(tık)” başlıklı yazımla durumu anlatmıştım.

İşte günün sevindirici haberi:

Şu an CNN Türk’den izliyorum; Çıralı sahilindeki işgalin durdurulduğu müjdesi veriliyor. Sevinç içindeki köylülerin görüntüleri eşliğinde..ayrıntılar burada:

Çıralı’da zafer kadınların

Ve burada:

Çıralı’da ‘yoga’ zaferi – Posta

Dünyanın en nitelikli plajlardan birinin kazanç uğruna mahvedilmesine dur diyen bu karar bizi de çok sevindirdi.

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik

Çıplak Ayaklı Kraliçe Cesaria Evora

Bugün bende iz bırakan kadın sanatçılardan birini anlatmak niyeti ile geçtim klavyenin başına. Bizden ya da başka ülkelerden, farketmiyor aslında. Aklıma gelen bir kaç ismin içinden anlık havama uyan birini seçip diğerlerini bir kaç gün ya da bir kaç hafta sonraya öteleyip, başladım yazmağa..

Öncelikle de biraz sürprizli olsun diye dinleyelim isterseniz..

O bir kraliçe! Öyle bildik kraliçelerden değil ama..Müziğün Kuzeybatı Afrikalı, çıplak ayaklı kraliçesi ya da divası. Grammy ödüllü folk şarkıcısı. Ancak 50’li yaşlarında ünlü olabilmiş, şarkılarını Portekizce ve Afrika dillerinin bir karması olan Creole dilinde söylemesine karşın çok geniş bir dinleyici yelpazesine sahip olmuş..

Kendi deyimiyle “aç insanlarla, dünyanın fakir halklarıyla dayanışma içinde olmak amacıyla” sahneye gösterişli ayakkabılar yerine çıplak ayakla çıkmayı tercih eden Cesaria Evora’nın ilk albümü 1988’de yayımlanmış.

Geçen yıl kaybettiğimiz sanatçı, dünya müziğinde iz bırakanlardan biri olarak çoktan yerini aldı..
İlginç yaşam öyküsü ve müzik kariyeri için: Cesária Évora – Vikipedi

Yorum bırakın

Filed under Müzik, İz Bırakanlar

Hınzır küçük acı biberler ve bahçemden kareler

Bu acı biberleri yiyebilmek cesaret ister! Bizim buralarda bu biberlere ”cin biberi” diyorlar, ne harika bir isim değil mi’:))

Pek yiyemesem de her yıl bir kaç saksı yetiştirir balkonumda baş köşeye yerleştiririm. Çünkü öyle şirin, öyle dekoratifler ki.. Bu yıl balkonumda, terasımda ve bahçemdeki masamda yerlerini aldılar.

t

Neşeli bahçe Minderlerimle renk uyumu kusursuz:)

t

Yeni kitap okuma köşem, serin ve manzaralı

t

Yorum bırakın

Filed under Bahçecilik, Begonvilli Ev Halleri, Botanik, Colette, Hobilerim, Süs Bitkileri

Pastoral Aşkım ve Anılarım


Ağaca, çiçeğe, börtüye böceğe, toprağa, hatta taşa, kayaya düşkünlüğüm çocukluğumdan beridir. Gerçek bir köy yaşamını hiç tatmadım ama böyle bir yaşama yatkın biri olduğuma inanırım.

Küçücük bir kızdım; minik teneke kutularda çiçeklerim, anneannemin bahçesinde meyve çekirdeklerini dikerek büyüttüğüm ağaçlarım vardı.

Sonraki yıllarda öğrenciliğim sırasında ve daha da uzunca süren apartman yaşamında, bu keyiflerden uzak kaldım istemeden. Nihayet yeniden kendi çapımda pastoral aşkımı taze tutabileceğim bir ortamım oldu.

Dün iki bahçevan çim taklidi otlarla dolu bahçemi az çok ıslah etmeye çalıştılar. Kocaman iki çim biçme makinesi ile karmakarışık hale gelmiş olan sözde çimlerimi biçtiler. Ben boş durur muyum, makinenin ulaşamadığı kenar köşe yerlerdeki otları kocaman bir bahçe makası ile kesip, ağaçların diplerindeki yabani otları temizledim. Üstelik bu işleri bahçe eldivenlerim eskidiği için eldivensiz yaptım. Bu yüzden özellikle sağ elimde su kabarcıkları oluştu, patlayınca ıstıraplı bir durum ortaya çıktı. Bu olay beni yıllar öncesine götürdü;

Kız Öğretmen Okulu’nda öğrencilik yılllarımda, oldukça yüklü bir ders programımız vardı. Fen , sosyal ve yabancı dil grubu dersleri yanısıra meslek derslerimiz de oldukça ağırdı. Ayrıca müzik, resim, beden eğiti dersleri de asla göstermelik değil, gerçekten eğiten, öğreten derslerdi. Ancak bir dersimiz vardı ki, ilk uygulamaya konulduğunda beni heyecanlandıran, sonrasında ise tam bir fiyasko olan tarım dersiydi. Çünkü her dersin öğretmenleri, en yeterli en elit öğretmenlerdi ama zavallı tarım dersinde gerçekten tarım uzmanı olmayan rastgele kişiler öğretmenlik yapıyordu. Rastgele dediysem; ders saati az olan herhangi bir öğretmeni tarım öğretmeni olarak görevlendiriyorlardı. Hiç olmazsa bir ziraat mühendisi ya da teknisyeni yapsaydı bu işi ama ne görevlendirilen öğretmenler tarımdan anlıyorlardı, ne de biz doğru dürüst bir şeyler öğreniyorduk. Tek yaptıkları ince bir kitaptan teorik bilgiler okutmak, arıcılık, tavukçuluk vs. konulu ödevler vermekti. Bir de okulun genişçe bahçesinde öğretmen lojmanları olarak kullanılan üç dört katlı binanın yakınlarını bize kazdırıp taşlarını yabani otlarını temizletmeleriydi. Sonra da birilerine sebze meyve ektiriyorlardı galiba. Eldiven falan yoktu tabii ki. İşte o günlerde ellerimizde bu tür yaralanmalar olmuştu. Üstelik bu amelelikten öte gidemediğimiz dersin notla değerlendirilmesi de hiç adil değildi. Hiç unutmuyorum, son seneydi galiba, matematik öğretmenimiz Şükriye Hanım giriyordu tarım derslerimize. Bahçe kazma performansımıza not verecekti. Ufak tefek bir kız olarak boyumu aşan bel küreğine öyle bir yüklenmiştim ki… İyi not almak istiyordum, çünkü diğer notlarım oldukça yüksekti ve ben seviyordum bu işleri.. Öğretmenimiz sıra ile değerlendirmeye alıyor, dudaklarını büzüp başını hafif yana eğerek bakıyor ve not veriyordu. Biraz inceleyip gözlerini devirerek bakışlarını uzaklara kaydırıp ” yedi! ” dedi. Oysa o bölümü günlerdir kazan , kaytarmayan, elleri su toplamış bir kaç sorumluluk duygusu gelişmiş öğrenciden biriydim. Çok az iş yaptığı halde sırf iri yarı olduğu için ve sadece öğretmenin başımızda olduğu anlarda çalışıyor görünenler dokuzları onları kapmıştı:)) Eee, bizim toplumumuzda çok yadırganacak bir şey değil bu ama çok içerlemiştim doğrusu..
Neyse, bu göstermelik tarım dersleri bize hiç bir şey kazandırmadı belki ama anneannemle dedemin bahçesinde yetişen enfes güller, ortancalar, her tür meyve ağacı, büyük asma çardağı, ortadaki beyaz badanalı, etrafı teneke kutulara dikilmiş zambaklarla dolu havuz, komşulara dağıtılan sepet sepet üzümler, kayısılar, bahçedeki kediler, kirpiler, kaplumbağalar, bir köşedeki kümeste bakılan tavuklar benim bahçe, ağaç, çiçek, böcek aşkımı hep canlı tuttu.. Ne günlerdi o günler:))

Yorum bırakın

Filed under Anılar, Yaşamdan

Pinterest’e alternatif İndulgy

Bayıldığım pinterest, oldukça yaygın izlenen bir görsel paylaşım sitesi.Kendi çektiğin ya da diğer sitelerden seçtiğin görselleri başlıklar altında sunuyorsun. Başkalarının görsellerinden beğendiğini de kendi sayfana da alabiliyorsun. Böylece, dilediğin konu başlıkları altında toplanmış. zengin bir arşivin oluşuyor. Haklı olarak hızla büyüyen ve çok beğenilen bir site.

”Benzerleri var mıdır?” derken, tesadüfen bir tane buldum ve hemen siz sevgili okurlarımla paylaşıyorum.
http://indulgy.com/

Yukarıda sözünü ettiğim özellikler Pinterest’le aynı ancak resim eklemede, yorum yazma ve durum takibi gibi bir kaç küçük ayrıntıda farklılıklar var. Bunların neler olduğunu inceleyip görebilirsiniz. Pinterest’te olduğu gibi konu sınırsız. ben daha çok dekorasyon, doğa, hayvanlar, elişleri, sanat konulu olan görsellerle ilgileniyorum.
İndulgy’den seçtiğim bir kaç kare:

Yorum bırakın

Filed under Fotoğrafçılık, Görsellik, Hobilerim, Pc ve internet, Uncategorized