Ülkemin Halleri


Ah benim huyum kurusun!

Güzel güzel çiçekten böcekten, yemekten, gezmekten söz eden , çok çalışan az konuşan , romantik konulu kitaplarla, filmlerle oyalanan, herkesle iyi geçinen sade ev kadını olmak varken birdenbire çenesini tutamayan, haksızlıkları yapanlara da, yapılan yanlışlara tepki vermeyenlere de öfkelenen biri olmanın lüzumu var mı?

Var tabii ki, çünkü ben sadece yukarıda yazdıklarımdan ibaret biri değilim. Ülkemin gerçeklerini yüreğinin ta içinde yaşayan, okuyan, merak eden, araştıran biriyim. Evet, bu sayfalarda politik görüşlere ilişkin yazılar yazmamak daha doğrudur bazı okurlarıma göre. (Onlara da saygı benden) Ama zaman zaman sabır taşı çatırdıyor. Ülke gerçeklerini dile getirmek söz konusu olunca ister istemez politik eleştiriler de dile geliyor. Bir de şu var; dipsiz kuyu gibi, düşüncelerimizi hislerimizi anlatıyoruz yeri geldikçe ama en ufak bir seda gelmiyor ardından. Yine de sessizce kafaları kuma gömmekten iyidir bana göre. Okuyan okur, okumak istemeyen de kapatır geçer sayfayı.

Ülkemin Halleri

Vah benim güzel ülkem! Boğaza nazır Sevda Tepesi adıyla bilinen yer jet hızıyla sit alanı olmaktan çıkarılıveriyor. Çünkü 1984’de Suudi Kraliyet ailesi tarafından satın alınmış zaten. Yine jet hızıyla komisyon kararı ile yapılaşması yolu açlıyor. Dört tane krallara layık villa kondurulacakmış. Hatta kaçak binalar yasal hale getiriliyor. Özetin özeti olarak aktardığım olayların nedenini, ayrıntılarını varın siz araştırın. Ayıptır ve günahtır. Ülke topraklarını yağmalatmanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz..

AOÇ için neler planladıklarından dün söz etmiştim zaten. Bir kaç kişi dışında pek de umursayan olmadığını düşünüyorum.

Pek çok aydın, ordumuzun 252 generali ve daha kim bilir kaç alt rütbeli askeri tutuklu. Düşünün; şanlı ordumuz diye yüzyıllarca övündüğümüz bir kurumun bu hallere düşmesinin nedenlerini, ayrıntılarını varın siz araştırın. Bir ülkenin aydınlarını ve en saygın kurumunu bu hale getirmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Madem bu kadar tehlike içeren bir durum söz konusuydu, bu günleri mi beklediniz?

Öyle bir hale geldik ki; ülkenin, varlığını borçlu bulunduğumuz kişiye bir düşmanlık, bir saygısızlık! Atatürk’ü sevmek, övmek suç. Atatürk’ün izlerini silme çabaları çok aşikar. Dış güçlerce beslenen , ülkeyi bölme yöntemlerinin baş aktörü konumundaki kişileri yere göğe koyamama , methiyeler düzme, başta en üst düzeydekiler olmak üzere tüm devlet kurumlarında en doğal tavır.

Diğer yandan padişahvari gövde gösterileri.. İstanbul’un silüetini değiştirecek büyük projeleri varmış. Siz önce halkın karnını doyuracak, yolsuzlukları sona erdirecek, iç savaşı bitirecek projeler üretin. Üretmekle de kalmayın, hayata geçirin. 10 yıl oldu, koskoca 10 yıl!

Bitti mi? Bitmedi elbette ama hangi birinden söz edeyim. Ben kendi halinde bir emekli vatandaşım. Bunca yazar çizer, uzman, gazeteci, sanatçı var. Onların içinde her devrin adamı, güçlünün yandaşı olanları ayırın bir kenara; diğerleri mutlaka benden çok daha iyi yapacaktır bu halimizi anlatma işini. Zaten yaşayan bilir bilmesine ülkemin can acıtan hallerini de neden sesimiz hiç çıkmaz, bunu anlamıyorum.. Tutamadım işte çenemi..

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Ülkemin Halleri, Memleketimin Halleri, Yaşamdan

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s