Monthly Archives: Eylül 2012

Seramik Viski Şişesi

Aşağıdaki tablo Dmitri Annenkov’a ait. 


Bu tür tabloları çok severim ve detaylara, objelere dikkatle bakarım. Burada gördüklerimin içinde formu ve rengi ile en çok dikkatimi çeken seramik  viski şişesi olmuştu. Zaten değişik materyallerden yapılmış ilginç  şişelere  bayılırım.


Geçen hafta  çoktandır gitmediğim  Bakırcılar Çarşısı’na yolum düştü. Bir kaç parça bakır obje aldım ve yarı antikacı denilebilecek bir dükkanda bu  seramik  şişenin  benzerini bulmayayım mı? Hemen kaptım tabii ki.. Sadece tıpası yoktu. Üzerindeki yazılar falan orijinal.




 

 Üstelik benim şişemin yeşili çok daha hoş bir tonda. 




Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Alışveriş, Dekorasyon, Evimiz İçin

Yeşil çay nasıl demlenir?

Yeşil çayın yararlarını duymuşsunuzdur. Eğer duymamışsanız ya da ilgilenmemişseniz bir göz atın :

Yeşil çay – Vikipedi

Elbette her şeyin fazlası zararlı. Yeşil çayın da.. İçerdiği yüksek kafeini göz önünde bulundurarak tüketmeli.

Gelelim asıl konuya; yeşil çay nasıl demlenir?

Bu güne dek bir kaç kez tek içimlik poşetlerdeki  yeşil çayı tüketmiştim ancak pek de  sevememiştim. İşte bu nedenle demleme yeşil çay yapmaya  karar verdim. Çayı  satın aldığım aktar  bu konularda oldukça  bilgili.  Bana şu tarifi verdi. Uyguladım, fena  olmadı.

1 fincan için 1 çay kaşığı dolusu yeşil çay hesabı ile yeteri kadar çay.
1 çubuk tarçın
sekiz on  tane karanfil

Suyu kaynatıp altını kapayın ve beş dakika soğumasını bekleyin. Çünkü ideal demleme sıcaklığı  kaynamakta olan su değil 80 derecedeki su.

Demliğe çayı, tarçını ve karanfilleri koyup çaya uygun miktarda sıcak su ilave edin.

Altı dakika demleyin. Üç dakika  diyenler de var ama bana altı dakika tavsiye edildi. Süzerek çayınızı içebilirsiniz. Şeker tavsiye edilmiyor, ancak  bal ve limonla lezzetlendirebilirsiniz.

Demlikte  kalan çaylar ve diğer malzeme  üç kez  demlenebiliyormuş. Ancak yeniden demlemelerde demlenme süresini üçer dakika daha uzun tutmanız gerekiyormuş.

Afiyet olsun!

Yorum bırakın

Filed under Mutfağımdan, Sağlık

Bozkır’ın Tezenesini de uğurladık!

Çok severdim türkülerini.. Artık dinlerken çok hüzünleneceğim..

Mekanın cennet olsun  büyük usta!

Neşet Ertaş – Vikipedi

Yorum bırakın

Filed under İz Bırakanlar

Çatı odaları

Bir tane de bizde var.

Ancak depo olarak kullanıyoruz. Oysa  güzel bir yalıtımla ve hoş bir dekorasyonla değerlendirilebilir bu tür odalar.

Aşağıdaki resimleri gördükten sonra daha bir  heveslendim çatıdaki odacığı değerlendirmeye..




Yorum bırakın

Filed under Dekorasyon

Eylül’ün Güzellikleri

Kasımpatılar erkencidir bizim buralarda.  Balkonumda ve bahçemde açmaya başladılar.

Bu güzelliğin adını bilen varsa söylesin.

Güz güllerim de açıyor

Ve diğerleri

 

 

2 Yorum

Filed under Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Hobilerim, Süs Bitkileri, Sokaktaki Canlar, Yaşamdan

Onlar ve Diğerleri İçin!

SESSİZ KALMA SUÇA ORTAK OLMA
Haydi Antalya!!
Onlar olmayan hayat çok tatsız olmaz mı? ÖLÜM YASASINA HAYIR demek için 30 EYLÜL de 14.00 de Muratpaşa Cami’nin önünde buluşalım.

Haydi İstanbul!
İstanbul’da Taksim Meydanında buluşulacak!

Haydi Türkiye!
Canların katledilmesine göz yumma!!!

Yorum bırakın

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları

Biber Evde!

Biber

Bu bir özeleştiri yazısıdır!

Özü sözü bir olmak, en takdir ettiğim insan davranışlarından biridir. Öyle de olmak gerekir zaten; sözde değil özde insan olana bu yaraşır.

Ne var ki bazen istemesem de söylediğim başka, yaptığım başka olabiliyor, ne edeyim…

Evet, utanç verici bir durum ama bir konu var ki, zayıfım işte..

Aşağıda anlatılanlar bizim evde yaşandı, yaşanmakta. Konu daha iyi anlaşılsın diye renklerle belirledim söylemlerimi ve eylemlerimi. Söylemlerim kırmızı, iç sesim ve eylemlerim ise mavi.. Açıklama bölümleri ise siyah olsun.

Artık bu evin kotası doldu, sağlık sorunlarım da var. Bir daha eve hayvan almak yok!

Allah’ım ne olur karşıma, yaralı, bakıma muhtaç, terkedilmiş kedi ya da köpek çıkarma. Büyük büyük laflar ediyorum ama ya dayanamaz alırsam?

Yok, yok alamam! Elimin hali ortada. Hem git gide yaşlanıyorum da. Nasıl başederim? Evet bahçede sokakta bakarım elimden geldiğince ama eve almam yanlış olur.

Derken efendim, bahçede baktığım kediciklerden biri bana pek bi alışır ve çeşitli cilvelerle, mırmırlarla, peşimden ayrılmaz olur. Bu tabiri caizse uzun tüylerinin altında bir lokmacık olan narin, yosun gözlü, siyah-turuncu kürklü, çirkin ama çok sevimli kız kapımın önünden ayrılmaz olur.
Komşumdan aldığım bilgiye göre adı Biber’miş. Sahipsiz de değilmiş ama;

nasıl bir anlayışsa, sözde sahipleri haftalardır bizim kapımızdan ayrılmayan, burada yiyip içen, tasmasız kediciği hiç mi merak etmezler? Üstelik sitede tasmasız kediler risk altındalar. Sahipsiz diye toplanıp siteden uzaklaştırılma durumlarından söz ediliyor, içim gidiyor.

Neyse biz söylemlere ve eylemlere devam edelim;

Biber’cim, güzel kızım, sana bu tasmayı takıyorum, sırf senin güvenliğin için ama seni eve alamam tatlım. Yoksa eşim çok kızar. ”Her sempati duyduğun hayvanı eve alman doğru mu?” diye söylenir.

Derken Jane ve Colette bahçe keyfini tamamlayıp pat diye eve dalarlar. Biber, aralık kapıdan o şirin kafasını uzatıp meraklı gözlerle içeriyi kolaçan eder. Eşim de keyifle maç izlemekte. Biber’i falan gördüğü yok..

Ayy! Dayanamam sana, gel hadi, gel!

(İşte bu an kırılma noktam)Daha, yağmur yok, fırtına yok, soğuk yok ama benim yelkenler suya indi bile..

Veee Biber evde!

Yaa, işte böyle dostlar. Söylediklerimle çelişiyorum, gördüğünüz gibi..


Yorum bırakın

Filed under Begonvilli Ev Halleri, Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları