Begonvilli Ev Halleri

Bir süredir sabahları cıvıl cıvıl kuş sesleri ile uyanmıyorum. Mevsimlik bir şey olduğunu umudediyorum. Umarım o eşsiz melodilerine bir süreliğine ara vermişlerdir, zamanı gelince yine cıvıldaşırlar.. Henüz burada yeni olduğum için kuşlarla ilgili gözlemlerim pek fazla değil.
Kuş sesleri duyamasam da bu sabah su sesleri ile uyandım. Verandaya koştuğumda Bahçevanlardan Süleyman’ın sigarasını tüttüre tüttüre bahçeyi suladığını gördüm. Bugün şanslı günümde olmalıyım; bu her zaman olmaz. On günde bir falan sıra gelir ve gerçekten de şu günlerde her iş zor gelmeye başladı ellerimin durumundan dolayı. Ellerim mi? Hiç iyi değiller. Ne kadar dikkat edersem edeyim uyuşmalar,karıncalanmalar ve gece ağrıları devam ediyor..

Bizim köyün gitgide alıştığım seslerinden biri de sabah erken saatlerde duyulan ineklerin möö sesleri:))Onları görmek için terasa çıkmalıyım. Uzaktan yeşillikler arasında görüp imrenmişimdir. Her şeyin ambalajlanmışına kolaylıkla ulaştığımız bir dünyada, yemyeşil çayırlarda otlayan sevimli inekleri görünce ”başka bir dünyada mıyım?” diye şaşırıp mutlu olmuştum. Ah bir de sütlerine ulaşabilsem demiştim. Bir kaç kez köye kadar gidip, süt, yumurta bulabilir miyim diye araştırdım ama bir kaç büyük demet karanfille yetinmek zorunda kalmıştım. Bizim yakınımızdaki köyde bolca çiçek serası var. İnek sahiplerine ise rastlayamadım. Derken efendim, iki gün önce mutfakta bulaşık yıkarken evin önünden bir köylü kadının geçtiğini gördüm. Bizim pazar alışverişi arabalarına benzer bir araçla bir şeyler taşıyordu. Hemen seslendim. Süt satıyormuş. Kendi ineğinin sütü! Aman ne iyi dedim, beş litrelik süte hemen el koydum ve satmak için getirdiği tüm sütler bitmiş oldu. Böylece ”hadi bir kahve yapayım sana” davetimi hemen kabul etti. Karşılıklı kahvelerimizi içerken hem tanıştık hem de kısa bir süt sohbeti yaptık. Havana Hanım aslen Fethiyeliymiş. Elli yaşlarında, temiz yüzlü, neşeli bir kadın. Evi de bize yakın ama aradaki dikenli teller yüzünden epeyce yol gelmesi gerekiyormuş. Sitede bir kaç yazlıkçı müşteri edinmiş. Hem yürüyüş oluyor, hem de sütüm ziyan olmamış oluyor, üç beş kuruş kazanıyorum, diyor. Doğrusu çok sevindim, pişmekte olan sütün kokusu enfes ama beş litre süt bizim için fazlaca. Yoğurt yapsam iyi olur, ne var ki, süt doğal olsa da market yoğurdu ile mayalanmış yoğurt güzel olmuyor. Kaşığa almak isteyince uzuyor zamk gibi. Daha önce başıma geldi..Havana Hanım’da doğal yoğurt da vardır. ”Bana biraz maya gönderebilir misin?” diyorum sıkılarak. Hava sıcak ve belli ki kadının işleri var. Çoluğu çocuğu söz dinleyecek mi bakalım.. ”Çok işim var ama ben sana ne yapar eder iletirim” diyor. ”Acaba?” diyorum içimden. Bir kaç saat sonra bu sütten sütlaç falan yapayım derken soluk soluğa geliyor kadıncağız. Onca işinin arasında bana maya için yoğurt getirmiş. Sarılıp öpüyorum yanacıklarından. Daha ilk tanıştığımız gün Havana Hanım gözüme giriyor, sözünde durduğu için:))

Elleri kullanamama yaşam kalitesini düşürüyor elbette ama daha bir dikkatli oluyorsunuz dağıtıp kirletmeme konusunda. Bir de kitap ve gazete okumada hatırı sayılır bir artış söz konusu. Kızların sağa sola yaydıkları tüylerde de bir artış oluyor ister istemez. Öyle sürekli elektrikli süpürge yapamıyorum.

Bugün fazlası ile yazdım, tadını kaçırmadan ve ellerime haksızlık yapmadan bitireyim yazımı. Sabah kahvesi eşliğinde yaptığım bir kaç parçalık alışverişe ait resimlere ne dersiniz? Reklama girecek belki ama Morhipo’da indirimler var, ürünler de çok hoş.


Yorum bırakın

Filed under Begonvilli Ev Halleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s