Monthly Archives: Şubat 2013

Yeter Artık, Kirletme!

Acımasız insanoğlu, kirleterek, yok ederek kendi sonunu da hazırlıyor!!!

Devamı aşağıdaki linklerde

http://shelf3d.com/Search/Uploaded%20by%20journeytomidway

http://youtu.be/HF_sdJA2aIo

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Çevrecilik, Doğa Bilinci

Yavaş yavaş ölürler (Muere lentamente)

Yavaş yavaş ölürler (Muere lentamente)

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Gururlarını yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları
yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan
kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk
almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.

Pablo Neruda

Yorum bırakın

Filed under Edebiyat, Şiir

Şakayık Çiçeği ve Çağrıştırdıkları

 En  çok sevdiklerimden biri.

Renkleri, zarif formları ile saksıda ya da yerde ilkbaharın en güzel çiçeklerinden biri  de şakayık bana göre..

Şakayık – Vikipedi

Her yıl bir kaç saksı satın alırım ama üretmeyi ya da  bir dahaki yıla yaşatmayı  başaramam.

Bu yıl yine deneyeceğim. Eğer bu konuda deneyimli olanınız varsa tavsiyelerinizi bekliyorum.

Şakayık demişken:
http://www.youtube.com/watch?v=vnehNtzlOx0

Bir de yıllar önce okuduğum Pearl S. Buck ‘ın ünlü romanı Şakayık geldi aklıma. Çin’de yaşayan Yahudi bir ailenin Çinli hizmetçisi narin ve  tatlı kızın  platonik aşkını konu alan roman Çin’in büyülü atmosferinde yaşanan imkansız aşkı anlatan  şiir tadında bir baş yapıt.

Yorum bırakın

Filed under Bahçecilik, Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Edebiyat, Kitap

Rek Lam Lar – İmdattttt!

Reklamlarla ilgili yazacağım hiç aklıma gelmezdi.

Her kanalda zırt pırt karşımıza çıkan, istesek de istemesek de seyretmek zorunda kaldığımız reklam kuşakları, o kanalları ayakta tutan  gelir kapısı  ama bazen çekilmiyor. Çoğu kez zaplıyorum, yine de izlemekte olduğumuz yayını kontrol amaçlı  dönünce ucundan kıyısından  izliyoruz.

Reklam deyip geçmeyelim; hepsi ince  hesapların, uzun araştırmaların sonucu oluşturulmuş yüzlerce kısa filmcik. Bazıları yani pek azı sanat yapıtı kıvamında  olsa da, pek çoğu  bıktırıcı, yavan hatta aptalca telkinler içeren ürünler. Yine de en iticisi bile belirlenen hedef kitlelere ulaşıyor besbelli. Kısacası o reklamı sevsek de sevmesek de ürün gözümüzün yani beynimizin içine sokuluyor.  Kim bilir, bir reklamın itici olması da bir taktik olabilir. Önemli olan ürün akılda kalsın. Zaten bir araştırmada kötü reklamla da iyi satışlar yapılabildiği ortaya çıkmış.

Beni rahatsız eden ise ürün kalitesi – reklam kalitesi tutarsızlıkları. Yani kötü bir ürün ilginç reklamlarla empoze edilebiliyor ya da tam tersi oluyor.  İyi bir ürün  reklamla itici geliyor. Bazı reklamlar bende ters etki yaratıyor, ne edeyim.. Örneğin ”büyüdüm, büyüdüm” sözleri ile başlayan  cıngılla tanıtılan sütten tiksindim. Reklam öyle itici geliyor ki, ürünün kalitesini düşünmüyorum bile.. Bana göre bir başka itici reklam da bir kediciği mıncık mıncık  şekilden şekle sokan adamın yaptığı telefon hattı reklamı. ”O telefonu senin kafanda kırmalı!” dedirten bir reklam bu benim için.. İticiler listem baya kalabalık. Eti Tutku Alkışlarla Yaşıyorum, Benim O vs. vs. İzlerken içim kalkıyor, zap zup yapmaktan parmaklarım ağrıyor.  Kadın bağı reklamları da abuk subuk reklamlar. Allah aşkına söyleyin, bu ürünü reklama göre seçen kadın var mıdır?  Bir de yaşlılar için alt bezi reklamları çıktı. Kadıncağız alt bezini giyip pür neşe gezmeye tozmaya gidiyor. Gerçekçiliği tartışılır. Oğlu en iyi Maykıl olan ailenin tanıttığı ürünün hedef kitlesinin nasıl insanlar olduğunu tahmin edin bakalım.. İşte düşünce şekilleri bu. Hele  bir ilaç reklamında  o güzel bebeciklere, güya annelerinin ilgisini çekebilmek için ”bu burun tıkanacak” dedirten müthiş yaratıcılık, iticilik sıralamasına tepeden dalış yaptı bana göre.  Görüyorsunuz ki eleştiri olarak da olsa bana da yazdırdılar ya da ima ettirdiler ürün adlarını. Şüphe yok, reklamlar birer tuzak. Uzak olan da olmayan da  kapsama alanlarında bir şekilde.

Diğer yandan görüntüsü, müziği ve oyunculukları ile muhteşem kareler sunan  reklamlar da var. Çok büyük  bütçelerle ve büyük emeklerle, müthiş oyunculuklarla kotarılmış reklam filmleri. Tabii ki paralar  ürünün tüketicilerinden  kat be kat çıkıyor, o ayrı konu. Bu yazı uzadıkça uzayacak diye  bir başka zaman söz edeceğim onlardan da.. Şu kadarını söyliyeyim ki sayıları çok  çok az diğerlerine göre. Yine ”Ah, kapitalizm, sen neler yaptırırsın insanlara” diyorum.

Yorum bırakın

Filed under Alışveriş, Ülkemin Halleri, Yaşamdan

Sevgiler ama gerçek sevgiler hep olsun dünyamızda!

Ticari kaygılarla pompalanmış, içi boş, bol reklamlı günler değil, gerçek sevgilerle onurlandırılmış, yaşanılası Sevgililer Günü ve günleridir dileğim. Hepinize kutlu olsun!

Yorum bırakın

14 Şubat 2013 · 11:04

Anne Keçi Beni Ağlattı

Bugün öğleden sonra sitemizin yakınındaki köye doğru bir yürüyüş yaptım. Bu yürüyüş sırasında tanık olduğum bir olay yüreğimi dağladı.. Öyle bir duygu seli yaşadım ki, kelimelerle anlatabilir miyim, bilemiyorum..
Etrafı ağaçlarla dolu köy yolunda yardımcımla birlikte keyifle yürüyorduk ki, bize süt getiren Havana Hanım’la karşılaştık. Sürüsü ile birlikte otlaktan  dönüyordu.  Sürüsü inek ve keçilerden oluşan bir sürü.  Havana Hanım beni görünce el salladı ve kucağında bir beze sardığı iki  minik oğlağı gösterdi.  Yavrular otlakta birkaç dakika önce doğmuşlar, henüz ıslaktılar. Derken, annelerini gördüm. Sürünün biraz gerisinde kalmış, henüz plasentası düşmemiş, kan revan içindeki  keçicik  çok huzursuz görünüyordu. Havana Hanım  kucağındaki yavruları üşütmemek için acele ile giderken anne keçi geri döndü ve aksi yöne hızlı hızlı koşmaya başladı. Ben şaşkınlıkla  izlerken yol arkadaşım yardımcım, ”doğum yaptığı yere gidiyor” dedi. ” Neden  böyle yapıyor ki?”  diye sordum. Bir yandan da yardımcıma ”koş, Sütçü Hanım’a  haber ver, keçi uzaklaşıyor” dedim.. Meğer yavrularını  göremeyince kaybettiğini sanmış ve telaşla  doğum yaptığı yere  gidip aramak istemiş. Tam o sırada bizimle yürüyen köpeğimi gördü. Terrier cinsi küçük köpeğimi uzaktan yavrusu sanıp  koşarak bize doğru geldi. Köpeğimi koklayınca yaşadığı hayal kırıklığını anlatamam. Neyse ki Havana Hanım  bebeklerini getirip koklattı. İşte o zaman sevinçle meledi ve peşlerine takılıp gitti. Sizlere anlatmaya çalıştığım bu olayı ne derece gözünüzde canlandırdınız bilemem ama ben çok duygulandım. Anneliğin  nasıl güçlü bir duygu olduğunu bir kez daha görmüş oldum.

Not:Resimlerini çekemediğim için temsili  bir resim kullandım. Eğer görüntü alma olanağım olursa  sizlerle paylaşacağım.

Yorum bırakın

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Yaşamdan

Begonvilli Ev Halleri

Burada havalar oldukça yağışlı şu günlerde.. Ne uzun yürüyüşler yapabiliyorum, ne de bahçemizde zaman geçirebiliyoruz.  Rahatsızlığım yüzünden el işlerinden de iyice uzaklaştım. Alternatif uğraşılar ararken aklıma ahşap boyama işleri geldi. Tığ işleri ya da örgü gibi ellerimi yormayacağını düşünerek basit bir şeyler üreteyim dedim. İşin inceliklerini ya da kolaylıklarını bilmeden sadece tarifle yaptığım bu işi ustalardan özür dileyerek paylaşıyorum.

Menekşeler bahçeden
Komşumun Dünya Tatlısı Kızı
Bu Güzelliğin Adını Bilen Var mı?

Yorum bırakın

Filed under Ürettiklerimden, Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Hobilerim, Süs Bitkileri