Category Archives: Çevrecilik

Bugün Yine Kırlardaydık

Bu sabah akıllı kızım Kara’yı da alıp kırlara koştum.

Her yer yemyeşildi.

Doğa en güzel halılarını sermişti.

En güzel görüntülerden biri de çiçek açan kekik kümeleriydi.

Etrafta birbirinden ilginç bitkiler,  kır çiçekleri  vardı.

Bizim buraların meşhur kaplumbağalarını görmek beni  fazlası ile mutlu etti.

Dönüşte buğday tarlalarının yanından geçtik.  Fosfor yeşili tarlaların sarıya dönüştüğünü gördük.

Ve  mis gibi  çam havasının verdiği rahatlama ile evimize döndük..

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik, Doğa Bilinci, Gezi, Uncategorized

Kır Çiçeklerinin Büyüsü

Tam da bu mevsim, doğa buralarda  tüm marifetini sergileyen bir ressam  gibi renklerini  tuvaline döküyor.

Ama ne renkler!

Eflatun, mor ve pembenin böylesine enfes bir beraberliğini  en uygun yeşil tonu ile tamamlamayı  ancak o kotarabilir. Sabah yürüyüşümüzde topladığım  bu harika kır çiçeklerinden gözlerimi alamıyorum. Bu güzelliklerin yanı başımda olması ne büyük şans. Bana öyle iyi geliyorlar ki…. Her gün bir kaç kez  yinelediğim o cümle geliyor aklıma:

Teşekkür ederim Tanrım!

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik, Botanik, Doğa Bilinci, Görsellik, Gezi, Ruh ve Beden Sağlığı, Uncategorized, Yaşamdan

Tezatlar Ülkesi

Şimdi sizinle sabah yürüyüşümden kareler paylaşacağım. Eminim ”Ne muhteşem yerler!” diyeceksiniz..

 
 
 
 
Şimdi de madalyonun öteki yüzünü görelim; bu ikinci yüz benim  içimi çok acıtıyor.
 
Aşağıdaki  karelerde gördüğünüz molozlar ve çöp yığınları  yukarıdaki ağaçlıklı yolun hemen beş on metre aşağısında yer almaktadır. Hemen yanından beş hatta yedi yıldızlı otellere giden ana yol geçmektedir. Oteller de molozların neredeyse yanı başındadır. Yani ana yolun  kaldırımında yürürken başınızı sağa çevirdiğiniz zaman ağaçların arasından bu iğrenç görüntüleri görürsünüz. 
 
 
 
 
 
 
Benim kullandığım yürüyüş yolunu ve bisiklet yolunu kullanan  onlarca turist, bu görüntülere şaşkınlıkla bakıyorlar ve kınayıcı aşağılayıcı sözler sarfediyorlar. Bu sözleri duyunca utançla  uzaklaşıyorum çünkü bu durumun hiç bir savunması olamaz.
 
Kısacası dostlar, bu postu da utanarak ama bir tepki olarak  yayımlıyorum. Çünkü bu çöp yığınları ve molozlar için verdiğim dilekçeye yanıt dahi verilmedi. Üstelik yığınlar gün geçtikçe büyüyor.. Tıpkı benim üzüntüm ve utancım gibi..
 
 
 
 

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik, Ülkemin Halleri, Doğa Bilinci, Yaşamdan

Mimoza Cenneti

Bizim buralar mimoza cenneti.

Sitede bu ağaç kümesi gibi görüntüler çok fazla.

Uzunca bir süre tomurcuk halindeydiler ama bu hafta tomurcuklar patladı, bu enfes görüntüler ortaya çıktı.

Böyle tek tek olanlar da var.

Bu güzel ağaçlar onlarca kuşa ev sahipliği yapıyorlar. Böylelikle hem görsel hem de işitsel bir şölen oluyor sabahları.

Biz çiçekleri dalında ve ağaçlarda sevenlerdeniz. Ancak, hava raporlarında da duymuşsunuzdur gece burada sık sık fırtına çıkıyor. Yürüyüş yolunda koca bir mimoza dalı kırılmış. Biz de kuruyup gidecek diye çiçeklerinin bir bölümünü alıp vazoya koyduk.

Hepinize bol yeşillikli ve bol çiçekli bir dünya diliyorum. Sevgiler, selamlar Begonvilli Ev’den.

2 Yorum

Filed under Antalya, Çevrecilik, Bahçecilik, Begonvilli Ev Halleri, Doğa Bilinci, Görsellik, Süs Bitkileri, Yaşamdan

Antalya’da Bahar

 

Sabah yağmurlu bir hava ile uyandık. Öğleden sonra güneş yüzünü gösterince hemen kendimizi evimizin yakınındaki çayırlığa attık Minik’le. Minik otların arasında kaybolmuş:)

Çayırların asıl sahipleri

Az ilerideki ebegümeci kümeleri inanılmaz irilikte yaprakları ile çok dikkat çekiyor.

Sazlıklar  henüz taze oldukları için yeşilin  en güzel tonlarındalar

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik, Görsellik, Gezi, Yaşamdan

İlle de Doğa!

Hayalinizdeki yaşam alanı böyle bir yer mi?

Ya da böyle bir evceğiz mi doğanın kucağında? 

Ama yukarıdaki köy evi için  ”Pek de  eski püskü, dökükmüş” derseniz;

”İkisinin ortası bir şeyler olsun  ama illa ki doğa ile iç  içe olsun” derim ben..

Samuel Becket ”Kararlı bir şekilde doğaya dönmeliyiz” demiş. Bence çok doğru söylemiş. Gün geçtikçe doğadan kopuyoruz.

Sözümona uygarlaştıkça, doğadan uzaklaştığımız gerçeğini inkar edemeyiz.

Bugün, o çok özenilen ultra modern yerleşim yerleri ile ilgili yazmak geldi içimden.

Mega kentler, doğal ortamları azaltırken beraberinde kimyasal kirlenmelerle birlikte görüntü, ses kirliliğini ve ne yazık ki psikolojik çöküntüyü de getiriyor yaşamımıza. Doğal güzelliklerin eksikliğinin farkına varıldı varılmasına ama gerçeği olmadığı için yapayı sunuluyor. Hem de astronomik rakamlarla.

Gösterişli reklamlarla tanıtılan ultra modern yerleşim birimleri, sahte gölleri, yapay korulukları ile doğal güzelliklerin imitasyonu olarak ne derece orijinallerinin yerini tutabilir? Hadi tuttu diyelim, buralara ulaşabilenler toplumun yüzde kaçıdır?

Yok, yok ben sahte dünyalar yaratılacağına, var olan doğal güzelliklerin hassasiyetle korunmasından yanayım. Emin olun, aidatını bile karşılayamayacağım o çok pahalı sitelerde hiç gözüm yok. Benim tek arzum olabildiğince doğal yaşamla iç içe olabilmek.

Örneğin oksijen terapi merkezlerinde ağzımıza burnumuza takacağımız maskelerle beş on dakika temiz hava solumak uğruna esaslı paralar harcanıyor artık kentlerde. Her sabah çam ormanlarının yanından geçip sahile dek yürürken tertemiz havayı soluyup ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum ama bir yandan da içim yanıyor; etraftaki çöp yığınlarını gördükçe…
Ve  gün geçtikçe azalan ağaç dokusunu düşünerek kahroluyorum.

Yorum bırakın

Filed under Çevrecilik, Doğa Bilinci

Yeter Artık, Kirletme!

Acımasız insanoğlu, kirleterek, yok ederek kendi sonunu da hazırlıyor!!!

Devamı aşağıdaki linklerde

http://shelf3d.com/Search/Uploaded%20by%20journeytomidway

http://youtu.be/HF_sdJA2aIo

Yorum bırakın

Filed under Çevrecilik, Doğa Bilinci