Category Archives: Mutfağımdan

Kireçte Kabak Tatlısı

İlk kez denedim.

Çok beğenildi. Kısacası ”denemeye değer” dediklerimden, enfes bir tatlı. Ben çok geç tanıdım. Hatay’ın çok bilinen, sevilen lezzetini mutlaka deneyin.

Tarif, geçtiğimiz yılbaşı bu tatlıyı yapıp büyük beğeni toplayan teyzemden. Kendisine teşekkür!
Şimdi  püf noktalarını atlamadan anlatayım;



Öncelikle, sıkı ve lezzetli bir kabak türü seçmelisiniz. Benim tavsiyem  kestane kabağı. Kabağı  kabuk ve çekirdekleri ile tartın ya da tarttırın. Çünkü kullanılacak şeker miktarı buna eşit olmalı. Kabuklarını soyup dilimlediğimiz kabakları kireçli suya atıp 12 saat kadar bekletiyoruz.

Sönmemiş kireçli su bu tatlının olmazsa olmazı. O halde önce onu hazırlayıp diğer işlere  öyle başlamalıyız. Nereden bulacağımıza gelince; ben  doğal ve yöresel ürünler satan  bir sanal marketten satın aldım. Bulunsun evde diye 2kg istemiştim, fazlaymış. Çünkü 5 litre suya bir kahve fincanı  yeterli. Keserle koparıp suya atıyorsunuz ama dikkat edin, biraz çatlayıp patlıyor. Bir kaç saat sonra, dibe çöken kısmını olabildiğince dağıtmadan üstteki suyu başka bir kaba alıyorsunuz. İşte kullanacağınız  çözelti bu.



Şimdi tekrar başa, kabakları soyup dilimleme aşamasına  dönelim. Benim için en zoru bu oldu. Ellerimdeki rahatsızlık zorladı. Biraz da kalın dilimlemişim. Siz daha ince ve zarif dilimler yapabilirsiniz. Dilimlenmiş kabakları  kireçli suya atıp en az 12 saat bekletiyoruz. Sonra iyice yıkayıp bir kaç saat suda bekletiyoruz. İşte bu aşamada kabaklarların  soyulmadan önceki ağırlığı ile eşit ağırlıktaki şekeri su bardağı ile ölçerek genişçe bir tencereye koyuyoruz. Bir bardak fazlası ile su ekleyip orta ateşte kaynatıyoruz. Kaynamadan sonra dört dakika daha ocakta kalması yeterli. Yarım limon  sıkıp ocağı kapatıyoruz.

İşte bir püf noktası daha; hazırlanan şerbet ılık hale gelinceye dek bekletilecek. Kabak dilimleri sivri  uçlu bir bıçakla bir kaç yerinden delinerek ılık şerbete konulacak ve üzerleri tamamen şerbetle kaplanacak. Eğer dışarıda kalanlar olursa sık sık çevrilerek şerbeti içlerine  almaları sağlanmalı. Tekrar ocağa koyup kısık ateşte  2,5  saat pişirmeliyiz. Kabaklar şeffaflaşınca tatlımız olmuş demektir.



Sunum için  ceviz ve  tahin tavsiye edenler var ama ben sade olarak çok  beğendim. Çıtır, enfes bir lezzet. Denerseniz  afiyetler olsun!


Her yıl  bahçeye bir kaç tane farklı türlerden bal kabağı ekerim. Bu, geçen yıl yetiştirdiği kabaklardan biri. Tatlıyı  bu kabakla yapmadım. Manavdan satın aldığım kestane kabağı ile denedim ama bahçede yetiştirdiğim kabaklarla da deneyeceğim.

 

Şimdilik bizden bu kadar. Sevgiler, selamlar Begonvilli Ev’den.


 

1 Yorum

Filed under Mutfağımdan, Uncategorized

Bal Kabaklı Tart

Bahçemizin ürünü bal kabaklarını pişirmeye başladık.. Özellikle ”Bal Küpü Pamkin” diye tanıtılan minik turuncu kabak turta ve pastalara uygun bir türmüş.

Bal kabağı bitkisi çok yer işgal ettiği için küçük bahçemize  üç farklı türden birer tane dikmiştim. İşte ilk olgunlaşan bu bal küpü turuncu kabak oldu. 
Bugün ufaklıklar için güzel bir kabaklı tart tarifi aradım ve buldum. Biraz oyalayıcı, çünkü dolgulu bir tart. Hamuru da  bisküviden değil, tam da benim istediğim gibi tereyağ, yumurta, undan oluşan gerçek bir tart hamuru. Böyle olunca hamurun  buz dolabında dinlendirilmesi süreci var.  Sonra da hava sıcak olduğu için oyalanmadan merdane ile incecik açıp tart kalıbına yaymanız gerekiyor. Hamur buzdolabında beklerken  kabaklı dolguyu hazırlıyoruz.  Pişirme işlemi  hamur ve dolgu maddesi birleştirilince  yani iki katman olarak aynı anda yapılıyor. Pişirmeden ve soğutmadan sonra en son aşama, üzerini  jöle ile kaplayıp  krem şanti ile süslemek oluyor.  Evet oyalıyor ama çok lezzetli bir tart.  Bizimkiler  çok beğendiler.
Tartı tanıtırken yapılışını  anlatmış oldum. Pişirmek isteyenler  sadece  malzemeleri vermem yeterli olacaktır ama bu işlere  uzak olduğunu düşünenler için biraz daha detaya gireceğim.  Örneğin ben pek fazla tart pişirmiş değildim.
İşte malzemelerimiz:
Tabanı için: 50 gr şeker, 150 gr un, 100gr tereyağ, 1 yumurta
Soğuk tereyağ şekerle pürüzsüz oluncaya dek çırpılıyor, un  ve yumurta  ekleniyor. Homojen karışım elde edilip streç film ile sarılıyor ve tam bir saat buzdolabında bekletiliyor.
Bu sırada dolgu malzememizi hazırlıyoruz.
Dolgu için: 1 bardak süt, 1 bardak rendelenmiş bal kabağı, 50 gr esmer şeker, 120 gr un, yarım paket kabartma tozu, 90 gr ayçiçek yağı, tarçın, 1 tutam tuz, 1 yumurta.
Dolgu,  en son un olacak şekilde tüm malzeme karıştırılarak hazırlanıyor. Buzdolabında dinlendirilen hamur merdane ile yaklaşık 2cm kalınlıkta açılıp  tart kalıbına yayılıyor. Açma sırasında un serpmezseniz yapışabilir! Benim kalıp 23 cm çapında. Kalıbın kenarları da  hamurla kaplanmalı. Dolgu için hazırlanan karışımla doldurulup 180 derecede 30 dakika kadar pişiriliyor. Bir bıçak batırarak piştiğine emin olmalısınız.
İyice soğuyunca  krem şanti ve jöle ile süslüyoruz.
Üstü için 1 paket bitkisel jöle, 1 paket krem şanti, bir çay bardağı soğuk süt. Bunların hazırlanışı paketlerin üzerinde yazıyor. Önceden hazırlayıp soğutmak gerekiyor.
Benim süslemelerim pek  özenli olmadı ama lezzeti muhteşem oldu. Denemek isteyenlere şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun.

Yorum bırakın

Filed under Bahçem, Begonvilli Ev Halleri, Beslenme, Mutfağımdan, Uncategorized

Bir Akdeniz Çerezi:Tirmis

”Tirmiisssçiiiii!  Tatlı tuzlu tiirmiiiiis!” 
   
Tam da bu mevsimde, genellikle akşam üzerleri bu sesi duyar, birer ya da ikişer ölçek tirmis almak için eve koşardık. Anneler parayı verirken biraz endişelenir, ” temiz mi, pis mi bilinmez, kimmiş bu tirmisçi?” diye sorarlardı. Tirmisçi de bunu duyar; 
”Ayıp ettin abla, bu mahallenin çocuğuyuz. Anamı bilmez misiniz, her şeyi kırk kere yıkar, temizliğin alasını yapar. Elcağızı ile tatlandırdı bunları ” diye sitemkar laflar ederdi..
Tirmis, fazla bilinmeyen Akdeniz’in ıslak çerezi. Çocukluk anılarımda fazlaca yer tutar. Görünümü haşlanmış iri mısır tanesine benzer. Aslında baklagil ailesinin  yabani bir türü olan acı bakladır kendileri.. Ülkemizde termiye, acı bakla, Yahudi baklası gibi isimlerle biliniyor.  Mısır’dan Tunus’a, İspanya’dan, Yunanistan’a kadar tüketici bulan, sevilen bir çerez. Portekiz’de,  İtalya’da  publarda biranın yanında sunuluyormuş. İşte bu farklı lezzeti eski Antalyalılar çok iyi tanırlar. 
Şimdikiler  için yabancı bir lezzet.  
Unutulmasına gönlüm razı olmuyor!  Günümüzde çerez, eskilerin deyimi ile eğlencelik yiyecek  seçeneği çok olsa da  benim aklıma gelir sık sık.. Acaba bulabilir miyim diye  düşünüp şöyle bir araştırdım ve  internette geleneksel ve yöresel yiyecekler  satan bir  sanal markette rastladım ve  sipariş verdim. Hemen geldi ama 100 gr. lık paketlerin ne kadar az olduğunu anladım. Eğer  denemek isterseniz en az yarım kilo almanızı tavsiye ederim. Bazı aktarlarda ve yöresel pazarlarda da  bulunuyormuş.

<br />

<br />
Hazırlanışına gelince: Tirmisler size kuru baklagil olarak &nbsp;gelecek. Ayıklayıp akşamdan suya ıslatın. Sabah bol suda &nbsp;tencerenin kapağı açık olarak kaynatın. Rengi sarıya dönüp hafifçe yumuşayıncaya dek kaynaması lazım. Daha sonra suyunu süzüp &nbsp;tatlandırma &nbsp;işlemine başlamalısınız. Bunun için &nbsp;günde üç dört kez suyunu değiştirip suda bırakmalısınız. &nbsp;Acısı &nbsp;gidene dek buna devam ediliyor. Tamamen tatlanınca bir miktar kaya tuzu ekleyip &nbsp;tuzlu suya bırakın. Sudan yiyeceğiniz miktarda alıp tüketebilirsiniz. Cam kavanozda, serince bir yerde &nbsp;1 hafta kadar dayanıyor.<br />
Küçük bir hatırlatma; yerken kolayca çıkan zar şeklinde bir dış kabuğu var. Kabuğunu çıkarmayı unutmayın.<br />
<br />

<br />
&nbsp;Severseniz mutlaka tanıtımını yapmanızı tavsiye ederim. Tirmisin kaybolan lezzetlerimizden biri olmaması dileği ile …

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Anılar, Begonvilli Ev Halleri, Mutfağımdan, Uncategorized

Kahvaltılık Biscottiler

Ekmek yapma makinemde bir sorun çıkınca, bir süreliğine  dışarıdan ekmek almaktansa başka çözümler ürettim.
Diğer öğünlerde ekmek olmasa da oluyor bizim için. Ama kahvaltı onsuz olmuyor. O halde  bir alternatifi olmalı ekmeğin.. Ara sıra yaptığım, biscottiler geliyor aklıma. Tatlısı ile, tuzlusu ile, hafif kıtır, kolay bayatlamayan, lezzetli biscottiler kahvaltıya yakışıyor. Bu kez tuzlu olanları tercih ettim.
Tarife geçmeden önce biraz biscottiden söz etmek istiyorum. Kendileri bir tür peksimet oluyorlar. Yalnız ekmekten değil de  sertçe bir  kekten yapılan  gevrekçe bir kurabiye. İtalyancada iki kez pişmiş anlamına geliyor. Ben süzme kahve ile, çok az şekerli olanı seviyorum. Kahvaltıda ise tuzlu olanlar  hoş oluyor. Lara’da otururken yakın sayılabilecek bir pastanenin harika biscottilerinden alırdım. Şu antep fıstıklı olan, mis gibi vanilya kokanlardan. Burada böyle bir şansım olmadığı için kendim yapayım dedim. Epeyce araştırıp onlarca tarif buldum. Buraya geldiğimizden beri  güzel biscottiler pişiriyorum.


İşte tuzlu tarifimiz:
2 çay fincanı un
1/2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tutam tuz
3 kaşık dolusu tereyağ
1 kaşık zeytinyağı
1 çay kaşığı  dolusu  esmer şeker
yarım çay bardağı yoğurt

Yapılışı:


Önce fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın.


Eritilmiş tereyağına zeytin yağını da karıştırın. Yoğurdu ve yumurtaları ekleyip iyice yedirin. Şeker ve tuzu ekleyip karıştırın.


Vanilya, kabartma tozu ile birlikte elediğiniz unu yağlı karışıma katarak hamurunuzu (fazla  yoğurmadan) hazırlayın. Streç film yardımı ile uzunca bir silindir yapıp pişirme kağıdı yayılmış tepsiye yerleştirin. Ya da bu defa benim yaptığım gibi dikdörtgen kek kalıbını kullanabilirsiniz.10-15 dakika  pişirip  iyice soğutun.


Soğuyunca keskin bir bıçakla ekmek dilimler gibi kesin ve bu dilimleri tekrar fırınlayın. İkinci fırınlamadan önce fırının sıcaklığını 150 dereceye düşürmeyi unutmayın.  15 dakika daha pişirince biscottileriniz hazır demektir. Soğuyunca kapalı bir kutuda ya da kavanozda dört beş gün taptaze kaldığını da hatırlatayım. Afiyet olsun!

Böğürtlen şurubu bahçemizin ürünü.

Yorum bırakın

Filed under Hobilerim, Mutfağımdan, Uncategorized, Yaşamdan

Portakallı Kek

Bahçemizdeki son yaz portakallarını  da   topladık. Çay saati  için  güzel bir portakallı kek pişirmeye karar verdim.

Malzemelerimiz:10 adet cup cake için 1,5 su bardağı un, 2 yumurta, 1 su bardağı şeker, toplam yarım su bardağı eritilmiş tereyağı + sıvı yağ karışımı, kabartma tozu, 1 büyük portakalın  suyu ve rendelenmiş kabuğu.

Sıvıları ve şekeri çırparak işe başlıyoruz. Unu kabartma tozu ile eleyip, rendelenmiş portakal kabuklarını da ilave ediyoruz. Çırptığımız sıvılara  unu ekleyip pürüzsüz oluncaya dek  kaşıkla karıştırıyoruz. Hepsi bu.. Kağıt kalıplara paylaştırıp 180 derecede 35 dakika pişiriyoruz. Mis gibi portakal kokuları  evinize yayılıyor. Deneyecek olanlara afiyet olsun.

Çay soframızı balkonumuza  hazırladım. Beyaz sardunya, sukkulentler  balkonun  gözdeleri..

Yorum bırakın

Filed under Begonvilli Ev Halleri, Botanik, Hobilerim, Mutfağımdan, Uncategorized

Balkonumdaki Renkler

Balkon sezonunu açtık. Biraz renk lazım diyerek kır çiçekleri ile tamamladım balkon dekorumuzu…

Diğer renklerimiz de zaten yanı başımızda olanlar..

Yorum bırakın

Filed under Begonvilli Ev Halleri, Beslenme, Botanik, Can Dostlarım, Dekorasyon, Hobilerim, Mutfağımdan, Süs Bitkileri, Uncategorized

Kafkaslardan Gelen Sağlık İksiri: Kefir

Bilmeyen yoktur.. Yine de kısaca anlatayım:

18. Yüzyıla dayanan bir tarihçesi var. Kafkasya’dan tüm dünyaya yayılmış. Kafkas bir aile bir sır gibi uzun yıllar saklamış ama Rus Sağlıkçılar Derneği bu  harika ürünün peşine düşüp sonunda kefir mayasına ulaşmışlar. Filmlere konu olabilecek  bir öyküsü var; merak edene burada (Tık)

Düzenli olarak tüketmek gerekiyor. İşte o zaman mucize başlıyor. Bağışıklık sistemini onarıp güçlendiriyor.Kemikler, saçlar, cilt vs. harika oluyor. Bir zindelik, bir aktif olma isteği, sormayın.. Özellikle  yaşlılara ve çocuklara çok yararlı. Yıllar, yıllar  önce yapmıştım. Eşim çok ağır bir kortizon tedavisi görüyordu. Bu ilacın yan etkilerinden korunması için  tavsiye edilmişti. Gerçekten  çok yararını görmüştük.

Marketlerde görüyoruz son yıllarda. Ancak her bi şeyin ev yapımına pek meraklı olan ben  evde kefir yapmaya karar verdim. Evet, başardım. Ev yapımı yoğurt kıvamında, hafif ekşi, azıcık köpüklü bir içecek. İçecek diyorum, tüketim şekli bu.

 

Evde kefir  yapabilmek için öncelikle  kaliteli bir  kefir mayasına ihtiyacınız var.  Ben mayamı  güvenilir bir sanal marketten getirttim. Maya haşlanmış karnabahar görünümünde. Bir de taze ve doğal süte ihtiyacımız var. Kaynatıp soğutularak oda sıcaklığına  getirilmiş sütü, tercihen kaymağını alarak, metal olmayan bir kapta maya ile buluşturuyorsunuz. Ben toprak güveç kabında yapıyorum. Cam, porselen, pyrex olabilir. Mayalama işleminin püf noktası mayayı asla kaşıkla temas ettirmeyin.Tahta kaşıkla  kaba bırakıp süt ekleyin. Sonra bir tülbentle ya da kağıt havlu ile  üstünü örtüyoruz. Yoğurt mayalar gibi sarmak sarmalamak yok! Oda sıcaklığında bırakıp mayalanmasını bekleyin. İklim farklılıklarından  dolayı  bu süre  değişebilir. Benim ilk kefirim iki günde mayalandı. Ertesi gün ve sonrasında bir günde mayalanma  gerçekleşti.

Bir dahaki sefere işlem yapmak için mayayı kefirden  plastik bir süzgeç  yardımı ile, hafifçe sallayarak ayırıyoruz. Sonra  maya taneciklerini temiz, kireçsiz sudan geçirip iyice süzüyoruz. Artık tekrar mayalama işlemine geçebiliriz. Zamanla maya taneleri çoğalıyor.  İşte o zaman  eşe dosta verebilirsiniz.

Sayfamıza biraz renk olsun!

Gelincikler bahçemden.  Aklınızda olsun; tomurcuk olarak  toplayıp ıslatınca böyle kıvır kıvır ve çok baskın renkli  açıyorlar. Vazoda daha çok dayanıyorlar.

 

Yorum bırakın

Filed under Mutfağımdan, Ruh ve Beden Sağlığı, Sağlık, Sağlıklı Beslenme, Uncategorized