Category Archives: Sinema

Stand by me (Benimle Kal)

Şarkıdan mı söz edeyim, filmden mi? Bilemiyorum…
Ah o film, elbette o şarkısız olamazdı..

Hadi 1986’ya gidelim. Film Stphen King’in ”Ceset” adlı öyküsünden uyarlanmış bir gençlik filmi. Dolayısıyla sonradan  yıldız olan bir çok oyuncunun ilk gençlik dönemlerindeki hallerini görebilirsiniz bu filmde. Örneğin john Cusack, Kiefer Sutherland  gibi.
Ama….  biri var ki…  Erken göçüp giden River  Phoenix. Yetenekse yetenek, yakışıklılıksa yakışıklılık. ”Acaba yaşasaydı nerelere gelirdi, ah be hayat!!” dedirtiyor..

http://tr.wikipedia.org/wiki/River_Phoenix

Neyse, kısaca filmden söz etmek istiyorum; bu film  son zamanlarda suyu çıkartılan gençlik aşklarından söz etmiyor. Baş rollerin  çocuklar tarafından kotarılmış  olmasından mıdır bilmem ama çocuk aşklarının sömürüldüğü vıcık filmlerden değil işte. Geriye kalan  yaşama dair her şeye bir güzel giydiriyor bu film. Ebeveyn ilişkilerinden arkadaşlığa, kötü alışkanlıklara, korkuya..  Hiç abartmadan, edebi ya da şiirsel olma kaygısı duymadan, o çocuksu  samimiyeti  hissettirebilen bir film.  Bu hüzünlü filmi izleyip de eski güzel, saf arkadaşlıkları anımsamamak olası değil.
Emeği geçenlere ve ve  E. King’in muhteşem parçasına saygı benden…

Yorum bırakın

Filed under Müzik, Sinema

Dünün Çocuk Yıldızları Bugün Neredeler?

Siz de merak eder misiniz benim gibi? Bir zamanların çok ünlü, çok sevilen,
şımartılan ve ne yazık ki çok da sömürülen çocuk yıldızları şimdi ne durumdalar?

O popüler oldukları günlerdeki ışıltılı yaşamlarını sürdürebilmişler mi? Yoksa kaybolup gittiler mi?

İşte bir kaçı:

”Küçükken yürüdüğüm ışıklı yolların büyüyünce kararacağını söylemediler. Söyleselerdi büyümezdim zaten.” Bu sözler Sezer İnanoğlu’na ait..
Çocukluğunda Sezercik adı ile tanınan Sezer İnanoğlu, dönemin ünlü film yapımcılarından Berker İnanoğlu’nun oğlu.
Türkiye, Sezer İnanoğlu ismini ilk olarak 1971 yılında ”Sezercik Yavrum Benim” adlı filmle tanıdı. O yıllarda 4 yaşında olan İnanoğlu, rol aldığı birçok filmde kendine has sevimliliğiyle Türk izleyicisine kendisini sevdirmiş. Ne yazık ki, filmlerde iyilik ve dürüstlüğün küçük savaşçısı olan Sezercik gerçek yaşamında uyuşturucu ile tanışıp, silah kaçakçılığı gibi işlere bulaşmış.

1970’lerin bir diğer ünlü çocuk yıldızı da, Ömercik adı ile ünlenen Ömer Dönmez, Ayşecik adı ile tanınan Zeynep Değirmencioğlu’nun kuzeniydi. Henüz 3,5 yaşındayken, Ses Dergisi’nin Çocuk Yıldız Yarışması’nda ikinci olarak girdiği Yeşilçam’da kısa sürede büyük ün kazanmış, 13 yılda 65 filmde rol almıştı. Mavi gözleri, alnına dökülen sarı saçları ve sevimli ince yüzüyle, Türk halkını yıllarca kah güldürmüş, kah ağlatmıştı.

Ancak Ömer Dönmez, 19’yaşına geldiğinde, film başına 20 bin lira aldığı o şaaşalı günlerini geride bırakmıştı. Sinema uğruna, ortaokul 2. sınıfta okumayı bırakmıştı. Kazandıkları da har vurup, harman savrulunca, kendisini yaşamın zor koşullarında buluvermişti.
Babasının Üsküdar- Selimiye-Duvardibi hattında çalışan dolmuşunda şoförlüğe başladı. Hayatı 1978’in kötü bir gününde, Murat marka arabasının kelebek camını onarırken karardı. Üstteki bir vidayı altına eğilip kontrol ederken, elindeki tornavida düşüp, sol gözüne saplandı.
Hastaneye kaldırıldı, ameliyat edildi ancak gözü kurtarılamadı.
Ömercik’in hayatını karartan tek şey, kaybettiği gözü olmadı. Onu asıl, filmlerde kendisini sürekli okşayıp, seven “Size anne diyebilir miyim?” sorusuna hep “Evet” yanıtı veren dönemin yıldızlarının vefasızlığı yıktı. Zeynep Değirmencioğlu ile, Filiz Akın dışında hiç kimse arayıp sormadı.


1955 yılında İstanbul’da doğan Zeynep Değirmencioğlu, henüz 2 yaşındayken beyazperdeye adım attı. Ününü ise 1960 yılında çevirdiği ‘ Ayşecik’ filmiyle yakaladı. Değirmencioğlu 1975 yılında Fenerbahçe forması giyen ve aynı zamanda takımın kaptanlığını yapan Serkan Acar ile evlendi.
Evlendikten sonra bir çok teklif gelmesine rağmen sinemayı bıraktı. O diğerlerine göre daha şanslı görünüyordu ancak 2010 yılında 35 yıllık eşinden boşanacağını okuduk gazetelerden.
Değirmencioğlu şu anda emlakçılık yapıyor. 36 ve 32 yaşında iki oğlu var.


Kahraman Kıral 1964 doğumlu. Tarık Akan’la oynadığı Canım Kardeşim ve Cüneyt Arkın’la oynadığı Oğul filmlerindeki rolleri ile göz doldurdu. 1970’li yıllarda daha pek çok filmde unutulmaz bir çocuk tipi çizdi. Nedendir bilinmez, kayboldu gitti. Şimdiki yaşamına dair pek bilgi edinemedim. Hatta vefat ettiği bile yazıyordu bir yerlerde. Umarım hayatta ve mutludur.

8 Yorum

Filed under Nostalji, Sinema, Yaşamdan

Çok tatlısın Uggie!

Türkiyede yakında vizyona girecek olan ” Artist” adlı filmin en başarılı oyuncusu olarak  9 yaşındaki Jack Russell Terrier Ugglie gösteriliyor.

Asıl ilginç olan ise Uggie’nin bir barınak köpeği olması. Eski sahipleri çok hareketli olan Uggie’yi barınağa terk etmişler. Şu andaki sahibi ve aynı zamanda eğitmeni ile tanışması bu barınakta olmuş. Biliyorsunuzdur, Amerika’da  barınakta  belli bir süre tutulan köpekler sahip bulamazlarsa uyutuluyorlar.  Eski sahipleri, şimdi Uggie meşhur olunca geri almak için neler vermezlerdi.
 Şimdi hayranları,  menajeri,  bakıcısı vs vardır mutlaka:)
Bir gazetede onunla ilgili şu  anlatılıyordu:
Uggie’nin eğitmenlerinden Sarah Clifford, Uggie’nin bu denli başarılı bir performans sergilemesini doğallığına bağlıyor: Film endüstrisindeki pek çok köpek aşırı eğitim alıyor. 100 ün üzerinde numaradan oluşan repertuvarları var. Uggie  ise sadece 20 numara biliyor. Oyuncu köpeklerin sahip olduğu özellikler onda yok.”

Uggie de diğer film yıldızları gibi  filmin tanıtımı için tanıtım turlarına çıkmış. Tv programlarına katılıp yetenekleri ve tatlılığı ile  sunucuları, izleyicileri kendine hayran bırakmış. Filmin galaları için papyonuyla kırmızı halıda arzı endam etmiş:))
”Şu sıralar hakkında yapılan bunca tartışmadan habersiz. Oscar’a aday olamayacağı için de diğer oyuncular gibi nefesini tutmuş adaylıkların açıklamasını beklemiyor. Zaten Oscar heykelciğini sosisten yapmayacaklarına göre çok da ilgisini çekeceğini zannetmiyoruz.”  diyormuş  magazin yazarları.
Ben daha filmi görmeden Uggie’yi çok sevdim. Merak edenler aşağıdaki videoda birazcık görebilirler kendisini:)
      

Yorum bırakın

Filed under Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları, Sinema

Fetih 1453

Merakla beklediğim film şubatta vizyona giriyormuş.
Faruk Aksoy’un üç yıldır üzerinde çalıştığı  yapım bugüne kadar çekilmiş en yüksek bütçeli yerli
sinema filmi olma özelliği taşıyor. Fetih 1453, 17 Şubat’da vizyona giriyor.
Ayrıntılı Bilgi Burada

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethini konu alan  Fetih 1453’ün ilk tanıtım videosu yayınlandı.

Fetih 1453’ün bütçesi 17 milyon dolar. Bunun 10 milyon doları  sadece İstanbul’un fethi sahnesine harcanmış. 25 bin figüran ve 2 yıllık çekim süresi. Toplamda belki 3dk olacak 5 günde çekilen bir dövüş sahnesi.
Filmde 3 adet gerçek boyutlu gemi yapılmış, surlar inşa edilmiş. Kostümlere 44 bin metre kumaş harcanmış. Mancınıklar inşa edilmiş.
Fragmanını gördüm, tek kelime ile muhteşem sahneler..

Belirtmeden geçemeyeceğim; bu güne dek bazı yabancı yapıtları izlerken(Örneğin Braveheart) sahnelerin  etkileyiciliği karşısında büyülenip ”bizde  yapamıylar” dediğim olmuştu ama bu filmin fragmanını izlerken çok daha iyisinin yapıldığını gördüm. Bir de sinemada izlesem neler hissedeceğim kim bilir…

Buradan İzle

Yorum bırakın

Filed under Sinema

Dedemin İnsanları

Mübadele konusu hep içimi acıtmıştır. Konu ile ilgili belgeselleri izlerken empati duygum doruklara tırmanır.
Bir kaç yıl önce Fethiye’deki Kayaköy’e gitmiştim. Mübadele nedeni ile terkedilmiş Rum evlerinin olduğu köy beni çok hüzünlendirmişti. Birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde konumlandırılmış taş evlerde artık kimse yaşamıyor. Bir zamanlar orada canlı bir yaşam varmış.

Malum, savaş sonrası Yunanistan’la bir anlaşma yapılıyor. Oradaki Türkler buraya, buradaki Rumlar oraya gönderilmiş, yani mübadele yapılmış, sözde yeni düzenler kurulmuş.
Oysa durum öyle basit değil.
İşte bu filmde Çağan Irmak , yaşananları ve izlerini harika anlatmış..
Aradan yıllar geçmiş, 1980’lere gelinmiş, 10 yaşındaki torun dedesinden ”gâvur” diye söz edilmesini içine sindiremiyor. Dedesi gavur değil ki, yaşadığı topraklarından sökülüp alınmış sadece.

Şu an, geçen yıl Termessos’ta yol kenarında bulduğum nadide ters laleler geldi aklıma. Yola yakın oldukları için ezilip yok olacaklarını düşünerek bir kaç tanesini söküp getirmiştim. Balkonumda iyi bir yer ayarlayıp kaliteli toprakla doldurduğum saksılara dikmiştim. Sonuç mu? Biraz yaşadılar ama sonunda uyum sağlayamayıp ölüp gittiler..

Mübadele de böyle bir şey.Ne oradan gelenler ne de buradan oraya gidenler mutlu olmuşlar… Suyun öteki tarafından gelenlerin çoğuna yabancı muamelesi yapılmış..Göçmen, yabancı, yarı gavur ya da düpedüz gavur dendi onlara..

Peki, bu topraklardan Yunanistan’a giden Rumlar rahat ettiler mi?

Değişen bir şey olmamış.
Onlar da aynı sıkıntıları yaşamışlar..

Çünkü insanın öz vatanı doğduğu topraklarıdır. İsteyek ya da istemeyerek ayrılırsan gittiğin yerde ötekilerden oluyorsun..
Dedemin İnsanları bunu çok güzel anlatıyor..
Dedemininsanlarıcom burada

Filmi anlatarak izlemek isteyenlere saygısızlık yapmayacağım.
Mekanlar iyi seçilmiş. Oraları görme(tekrar) isteği uyandırdı bende. Hatta o havayı koklar gibi oldum. Oyuncular iyi seçilmiş. Kurgu iyi, gereksiz gibi görünen bir durum ya da görüntü göremedim.

Kısacası ”İyi ki izledim” dediğim filmlerden biri.. Çağan Irmak’a ve emeği geçen herkese teşekkürler..

Yorum bırakın

Filed under Sinema

Ten Ten’in Maceraları Beyaz Perdede

Çocukluğumda bayılırdım Ten Ten’e ve tabii ki sadık köpeği Milu’ya.

Belçikalı çizer Hergé tarafından 1929 yılında yaratılmış olan çizgi roman dizisidir. 20. yüzyıl Avrupa çizgi romanlarının en ünlülerindendir. Diziden 200 milyondan fazla kitap basılmış ve dizi 50’den fazla dile çevrilmiştir.

Serinin kahramanı, genç bir gazeteci ve gezgin olan Tenten’dir. Maceralarında ona köpeği Milu, arkadaşı Kaptan Haddock ve başka pek çok renkli karakter eşlik eder.

Daha Fazlası Burada

Ve işte usta yönetmen ve yapımcı Steven Spielberg bu muhteşem çizgi roman dizisini sinema filmi olarak çekmiş.
Jamie Bell, Andy Serkis, Daniel Craig ile Nick Frost’un oynadığı ”Tenten’in Maceraları (The Adventures of Tintin)” filmi, 3 boyutlu sahneleriyle izleyicilerle buluşacak. Yarın gösterimde!

Yorum bırakın

Filed under Sinema

Altın Portakal’dan Kısa Notlar / 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali

48. Altın Portakal Tanıtım Filmi from ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ on Vimeo.

Türkiye’nin Sinema Festivali Başladı…

Festivalin İlk Konukları Antalya’da

Ulusal Yarışma Filmleri

Uluslararası Yarışma Filmleri

Belgesel Film Yarışması

Kısa Film Yarışması

‘Karanlıkların İnadına’ Dans ve Sanat..

Antalya Kadın Zirvesi 13 Ekim’de

Not:Konu başlıklarına tıklayıp ayrıntıları okuyabilirsiniz.

Yorum bırakın

Filed under Sinema