Category Archives: Ülkemin Halleri

23 Nisan Kutlu Olsun!

Ne güzel bayramdır! Geleceğimiz, umudumuz çocuklara armağan edilmiş.. Nasıl da anlamlı!  Coşku ile kutlanılası bayram!

Biz 23 Nisanları böyle kutlardık..  Bizim çocuklarımız da böyle kutladılar.

Ellerinize, yüreklerinize sağlık minik ressamlar!
Karanlık düşünceli insanlar hiç heveslenmesinler, çocuklarımızın çocukları, hatta onların çocukları da böyle kutlayacaklar!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!

Yorum bırakın

Filed under Özel Günler, Ülkemin Halleri, Uncategorized, Yaşamdan

Canımdan çok sevdiğim ülkemde vatansever insanlar bu durumda iken yazılarıma ve paylaşımlarıma ara veriyorum. Dilerim en kısa zamanda ilahi adalet  tecelli eder.

Not: Twitter ve Facebook sayfalarımda sadece ülke gündemi ile ilgili takiplerimi yapmakta, mesaj ve paylaşımlarıma devam etmekteyim.

2 Yorum

Filed under Ülkemin Halleri, Türkiye

Tahammülsüz Bir Toplum Olduk

Ama nelere?

Bir kaç gün önce bir komşum sızlanıyordu; her sabah sesleri ile uyanınca kendimi cennette  sandığım kuşlardan şikayet ediyordu. Terasını, balkonunu kirletiyorlarmış!

Şaşkınlık içinde kaldım. Bir diğeri de köpek havlamalarından rahatsızmış! 
Şehrin gürültüsünden, karmaşasından kaçıp adeta cennetin son kırıntıları dediğim ve ne yazık ki etrafın yavaş yavaş yüksek  apartmanlarla çevrilmeye başlaması ile kaybetmekten kaygı duyduğum bu yerde bunları işitmek ne üzücü… 
Oysa ki;
Nelere tahamül ediyoruz şu ülkede:
Kötü yönetilmeye, çevrenin  kirletilip talan edilmesine,  bedelini ödediğimiz halde  hak edilen hizmetlerin alınamamasına, adaletsiz adalet sistemine, kötü eğitim koşullarına, haksız kazançlara, emeğin sömürülmesine, iğrenç popüler kültür dayatmalarına, etik olmayan reklamlara, insanlara ve hayvanlara yapılan işkence ve kötü muameleye, doğanın katledilmesine  vs. vs. 
Yaşam halkasının en zayıf zincirleri olan,  gözümüz gibi korumamız gereken korunmasız hayvanlara tahammülümüz yok. En zayıf halka olmaları  önemsiz olmaları anlamına  gelmez. Çünkü bir halka  koparsa zincir  işlevini yitirir.  Ey insan oğlu, nelere tahammül edip  nelere edemeyeceğine  iyi düşünerek karar ver! Zincirler kırılıyor..

Yorum bırakın

Filed under Ülkemden İnsan Manzaraları, Ülkemin Halleri, Memleketimin Halleri, Yaşamdan, İronik Yazılar

Tezatlar Ülkesi

Şimdi sizinle sabah yürüyüşümden kareler paylaşacağım. Eminim ”Ne muhteşem yerler!” diyeceksiniz..

 
 
 
 
Şimdi de madalyonun öteki yüzünü görelim; bu ikinci yüz benim  içimi çok acıtıyor.
 
Aşağıdaki  karelerde gördüğünüz molozlar ve çöp yığınları  yukarıdaki ağaçlıklı yolun hemen beş on metre aşağısında yer almaktadır. Hemen yanından beş hatta yedi yıldızlı otellere giden ana yol geçmektedir. Oteller de molozların neredeyse yanı başındadır. Yani ana yolun  kaldırımında yürürken başınızı sağa çevirdiğiniz zaman ağaçların arasından bu iğrenç görüntüleri görürsünüz. 
 
 
 
 
 
 
Benim kullandığım yürüyüş yolunu ve bisiklet yolunu kullanan  onlarca turist, bu görüntülere şaşkınlıkla bakıyorlar ve kınayıcı aşağılayıcı sözler sarfediyorlar. Bu sözleri duyunca utançla  uzaklaşıyorum çünkü bu durumun hiç bir savunması olamaz.
 
Kısacası dostlar, bu postu da utanarak ama bir tepki olarak  yayımlıyorum. Çünkü bu çöp yığınları ve molozlar için verdiğim dilekçeye yanıt dahi verilmedi. Üstelik yığınlar gün geçtikçe büyüyor.. Tıpkı benim üzüntüm ve utancım gibi..
 
 
 
 

Yorum bırakın

Filed under Antalya, Çevrecilik, Ülkemin Halleri, Doğa Bilinci, Yaşamdan

Rek Lam Lar – İmdattttt!

Reklamlarla ilgili yazacağım hiç aklıma gelmezdi.

Her kanalda zırt pırt karşımıza çıkan, istesek de istemesek de seyretmek zorunda kaldığımız reklam kuşakları, o kanalları ayakta tutan  gelir kapısı  ama bazen çekilmiyor. Çoğu kez zaplıyorum, yine de izlemekte olduğumuz yayını kontrol amaçlı  dönünce ucundan kıyısından  izliyoruz.

Reklam deyip geçmeyelim; hepsi ince  hesapların, uzun araştırmaların sonucu oluşturulmuş yüzlerce kısa filmcik. Bazıları yani pek azı sanat yapıtı kıvamında  olsa da, pek çoğu  bıktırıcı, yavan hatta aptalca telkinler içeren ürünler. Yine de en iticisi bile belirlenen hedef kitlelere ulaşıyor besbelli. Kısacası o reklamı sevsek de sevmesek de ürün gözümüzün yani beynimizin içine sokuluyor.  Kim bilir, bir reklamın itici olması da bir taktik olabilir. Önemli olan ürün akılda kalsın. Zaten bir araştırmada kötü reklamla da iyi satışlar yapılabildiği ortaya çıkmış.

Beni rahatsız eden ise ürün kalitesi – reklam kalitesi tutarsızlıkları. Yani kötü bir ürün ilginç reklamlarla empoze edilebiliyor ya da tam tersi oluyor.  İyi bir ürün  reklamla itici geliyor. Bazı reklamlar bende ters etki yaratıyor, ne edeyim.. Örneğin ”büyüdüm, büyüdüm” sözleri ile başlayan  cıngılla tanıtılan sütten tiksindim. Reklam öyle itici geliyor ki, ürünün kalitesini düşünmüyorum bile.. Bana göre bir başka itici reklam da bir kediciği mıncık mıncık  şekilden şekle sokan adamın yaptığı telefon hattı reklamı. ”O telefonu senin kafanda kırmalı!” dedirten bir reklam bu benim için.. İticiler listem baya kalabalık. Eti Tutku Alkışlarla Yaşıyorum, Benim O vs. vs. İzlerken içim kalkıyor, zap zup yapmaktan parmaklarım ağrıyor.  Kadın bağı reklamları da abuk subuk reklamlar. Allah aşkına söyleyin, bu ürünü reklama göre seçen kadın var mıdır?  Bir de yaşlılar için alt bezi reklamları çıktı. Kadıncağız alt bezini giyip pür neşe gezmeye tozmaya gidiyor. Gerçekçiliği tartışılır. Oğlu en iyi Maykıl olan ailenin tanıttığı ürünün hedef kitlesinin nasıl insanlar olduğunu tahmin edin bakalım.. İşte düşünce şekilleri bu. Hele  bir ilaç reklamında  o güzel bebeciklere, güya annelerinin ilgisini çekebilmek için ”bu burun tıkanacak” dedirten müthiş yaratıcılık, iticilik sıralamasına tepeden dalış yaptı bana göre.  Görüyorsunuz ki eleştiri olarak da olsa bana da yazdırdılar ya da ima ettirdiler ürün adlarını. Şüphe yok, reklamlar birer tuzak. Uzak olan da olmayan da  kapsama alanlarında bir şekilde.

Diğer yandan görüntüsü, müziği ve oyunculukları ile muhteşem kareler sunan  reklamlar da var. Çok büyük  bütçelerle ve büyük emeklerle, müthiş oyunculuklarla kotarılmış reklam filmleri. Tabii ki paralar  ürünün tüketicilerinden  kat be kat çıkıyor, o ayrı konu. Bu yazı uzadıkça uzayacak diye  bir başka zaman söz edeceğim onlardan da.. Şu kadarını söyliyeyim ki sayıları çok  çok az diğerlerine göre. Yine ”Ah, kapitalizm, sen neler yaptırırsın insanlara” diyorum.

Yorum bırakın

Filed under Alışveriş, Ülkemin Halleri, Yaşamdan

Manavgat’ın mimari şaheseri tarihi Naras Köprüsü ve çevresi

Sizleri yine Antalya’nın cennet köşelerinden birine götüreceğim. Manavgat – Oymapınar Baraj Yolu üzerinde, ünlü Manavgat Şelalesi’ne bir kaç kilometre uzaklıkta  bulunan  Romalılar’dan kalma mimari harikası taş köprü ve çevresini  göstereceğim sizlere..

Bir zamanlar, çok yakınlardaki SELEUKEIA‘da  barınan Roma lejyonlarının geçtiği bu muhteşem köprü  bugün de sapasağlam.. Fotoğrafta da görüldüğü gibi etrafı oldukça yoğun bitki örtüsü ile kaplı. Köprü ve altından akmakta olan Naras Çayı, bu görüntü ile bir tablo gibi..

Ne var ki bir de madalyonun öteki yüzü var!

Hoş olmayan, görünce canınızı yakan, içinizi acıtan diğer yüzü..

Bu yüze ait fotoğrafları paylaşmıyorum çünkü buna içim elvermiyor. Üstelik bu sayfaları yabancılar da izliyor. O yüzden utancımız bize kalsın:(

Üzerine titrenmesi gereken tarihi ve doğal güzelliği ile bir hazine olan bu harika yer, para kazanma uğruna  çöplük haline getirilmiş.

Hemen yakınında yer alan bir işletme, bu enfes  manzara ile tam bir tezat oluşturan  görüntüsü ve köprünün ayaklarına  boşalttığı  çöpleri ile bu güzellikleri katlediyor!!! Bir kaç yıldır faaliyet gösteren restorant  kafe  zaten  görüntü olarak çirkin bir yama gibi. Bir de etraftaki çöp yığınlarını görünce içim acıdı.. Daha önceki gidişlerimde  gördüğüm  yaban ördeklerinin de sayıları oldukça azalmış.  Son gidişimde yani on gün kadar önce o güzelim turkuaz rengi çay  ise  bulanık  ve kirliydi. 

Orada yaşayan insanların  bu durumu  pek de önemsemediklerini görünce  daha da üzüldüm..

İşte böyle dostlar! Elbette Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili birimlerine durumu bildiren  dilekçelerimi yazdım, yanıt verilmedi.. Manavgat Kaymakamlığı’na da göndermek istedim ancak kaymakamlığın resmi sitesinden teknik bir sorun  nedini ile dilekçe gönderilemiyor.

1 Yorum

Filed under Çevrecilik, Ülkemin Halleri, Doğa Bilinci, Fotoğrafçılık, Görsellik, Memleketimin Halleri, Yaşamdan

Evinizde onarım mı var? Yandınız!!!

Benzerlerini mutlaka yaşamışsınızdır:

Eski banyo bataryanız sık sık sorun çıkarır. Pek de şaşırmazsınız. Gerçi alırken epey titizlenmişsinizdir.‘’Aman zırt pırt arıza çıkarmasın, iyisi olsun!’’ diye.. Yine de Nuh zamanından kalma kategorisine girdiğinden, ’’ İyisi mi yenileyelim şunu, tamir paraları zaten yenisini karşılayacak hale geldi’’ deyip yenisini alırsınız. Yeniden araştırır, sorar soruşturur iyi bir şeyler olmasına çabalarsınız. Garanti belgesi ile birlikte yenisi servis tarafından takılır. Yine de 30 liracık bir ücrete tabidir bataryanın montajı. Pek de bi şık durur, keyifle kullanırsınız bir süre ama o da nesi, birkaç hafta sonra foşşş, hem duştan, hem de musluktan aynı anda su akıyor!! Ama bu da olmaz ki, ben rahatça duş almak istiyorum, bir de aşağıdan akan kovalarca suyu düşünmedenLServise haber verirsiniz. ‘’Çok sıkışığız, hemen gelemeyiz, sıraya aldık sizi’’ derler.. Eh ne yapalım, bekleriz deyip kova tas düzeneğinin desteğine sığınıp beklersiniz. Derken bir iki gün sonra yaptığı işten zerre kadar hoşnut olmayan servis elemanı teşrif eder. Sorduğunuz sorulara bile soğuk , küçümseyen tavırlarla yanıt verir. Siz de şaşırır, ‘’insanlar neden nefret ettikleri işleri yaparlar ya da yapmak zorunda olurlar?’’ diye dertlenirsiniz.. Neyse şu sorun çözülse de rahatça duşumu alsam diye düşünürken servis elemanı açıklamada bulunur:

Bataryada sorun yok, duş aparatınızı değiştirin..(Duş önceden kullandığınız eski duşunuzdur) Birden kendinizi aptal gibi hissedersiniz. Neredeyse özür dileyeceksiniz; değerli zamanlarını alıp çağırdığınız için.. Ama durun, siz su tesisatçısı değilsiniz ki, bunu bilmek zorunda hiç değilsiniz. Yine de bir imzanız alınır, ‘’Gelindi, görev yerine getirildi!!’’hesabı.. Derken ‘’tüh keşke o zaman duşu da yenileseydik! ‘’dersiniz ama yepyeni görünen duşun sırf yeni bataryaya eşlik etmesi için değiştirilmesi de müsriflik olacaktı, öyle değil mi. Hem belki duş tamir edilebilir bir şansımıdeneyeyim dersiniz ve eve taşınırken avuç dolusu paralar verdiğiniz su tesisatçısına telefon eder, durumu anlatırsınız. ‘’Tamam abla yarın on gibi gelir bakarım’’ der, sevinirsiniz. Ertesi gün saat 10 olur, gelen yok, 11-12 hatta akşam olur yok. Bir arayıp mazeret bildirmek mi? Siz ne kadar iyimsersiniz öyleJ) Daha ertesi gün dayanamayıp siz ararsınız, ‘’şu an işteyim, ben sizi arayacağım geldiğimde’’yanıtıgelir.’’Yani sizinki iş bile değil onun gözünde. Size yapılacak bir iyilik sadece. Vereceğiniz para da çok önemsiz.

Peki kardeşim dün 10 demiştiniz’’ gibi bir serzenişiniz asla işe yaramaz çünkü adamda en ufak bir mahcubiyet yoktur. Çünkü bizim ülkemizde bu tür hizmet sektörlerinde ustaların verdikleri saatlerde gelmeleri değil gelmemeleridir normal olan. Denemesi bedava, on usta çağırın, onundan da saat alın, bir tanesi bile söylediği saatte gelmez.. Öte yandan size kesin gelmem de demez, oyalama onların en çok rağbet ettiği yöntemdir. Küstürmeyelim , bir fırsat bulursak gider 40-50 lirasını alırız.

Ey tamirci kardeşim, zaten yaptığın işi dört dörtlük yapmıyorsun; paranı pazarlıksız alıp saygı görüyorsun da sen niye işine, sana ihtiyacı olan kişilere saygısızlık ediyorsun? İşin büyüğü küçüğü olur mu? Ekmek paranı kazanmak için daha ilkeli, daha özü sözü bir olsan neler kazanacağını neden hesabedemiyorsun? Çoğunluğu böyle olan ustalarla daha ne ibretlik durumlar yaşadık. Az da olsa türünün iyi örneklerini tenzih ediyorum. Ne yazık ki onlara da ben rastlayamadım..

Yorum bırakın

Filed under Ülkemin Halleri, Begonvilli Ev Halleri, Yaşamdan