Category Archives: Yazdıklarımdan

Güle güle sonbahar!

Sonbahar

İşte yine uğurluyoruz seni. Hiç gelmeyecek gibiydin, bir de baktım ki gidiyorsun… Uzun ve sıcak yaz günleri boyunca özlendin. Duygulu ama zaman zaman hırçınlaşan bir kadına benzetirim seni. Gün batımı saçlarında hüzün vardır çoğu kez. Belki de ondandır şairlere pastoral, romantik şiirler yazdırman. Belki de ondandır içli aşk şarkılarına konu olman.Yüzyıllardır ressamların tuvallerinde yer alman. Gün doğumu ve gün batımı en çok sana yakışır. Her yeni günün, sürprizlerle doludur. Bazen gülen bir yüz olursun, bazen de asık suratınla ve yaprakların rengi ile bütünleşen büyüleyici güzelliğinle ince bir hüzün olursun. Her geçiş gibi biraz uyarıcı, biraz korkutucu anların vardır. Solgun yüzün ironik öyküler anlatır dinleyene. Kırılgan zamanlarınla, imgelerle bezeli bir şiir gibi güzelliğinle yaşanılası bir mevsimsin sonbahar. Güle güle!  Güzelliklerini yeniden yaşamak dileği ile…

Yorum bırakın

Filed under Yazdıklarımdan, Yaşamdan

Bugün

Yeni  bir  güne  başlarken  şöyle  düşünürüm:  Bugün  geri  kalan  ömrümün ilk  günü.  Geride  yaşanacak  kaç  günüm  olduğunu  bilmiyorum.  Bildiğim  bir  şey  var  ki; bu  günümü  anlamlı ve  güzel kılmak  için çaba  göstermeye  değer. Eğer   günümü insan  olmanın onuru  ve bizim  için  yaratılan  güzelliklerin  farkındalığı  ile  yaşayabilirsem  ne  mutlu  bana.

Dünyanın yalnız  insanlar  için değil  tüm  canlılar  için  var olduğunu,

Sevmek  ve  sevilmenin  en  az  fiziksel  gereksinmeler kadar gerekli  olduğunu,

Değer  verdiğin kadar  değerli  olacağını  bilmenin, yaşamın  anahtarı  olduğunu,

Başkalarına  yük  olmak  yerine,  üretmek ve  paylaşmanın  insan  onuruna  yaraşır  bir erdem  olduğunu,

Elimizdeki  değerlerleri, yanıbaşımızdaki  güzellikleri  görmenin  büyük  bir  avantaj ,  onları  korumanın  bizden  sonrakilere  ulaştırmanın ise görev  olduğunu,

Öğrenmenin, anlamanın  sonu  olmadığını,  bunları  paylaşmanın  yaşama  anlam  kattığını,

Ve  hepsinden önemlisi;

Ancak adına  yaşamak  dediğimiz  sanatın  inceliklerini  kavrayabilen  insanların  gerçekten  insan  olma  düzeyine  ulaşabildiğini  bilerek,  yaşanılacak  her  günü  dolu  dolu  yaşamak  istiyorum.

Hepinize  güzel  bir  hafta  diliyorum.

3 Yorum

Filed under Uncategorized, Yazdıklarımdan, Yaşamdan

Yaşamdan / Yıl Dönümümüz İçin / O (Biz)


Ben hiç böyle yazılar yazmazdım ama bazen öyle anlar oluyor ki yaşamın hay huyundan sıyrılıp, etten ve kemikten çok duygu ile var olduğunu hissediyor insan. Şu an öyle anlarımdan biri olmalı.. Dile kolay bunca yıl paylaşılan neler neler var. Evet, o paylaşımlar hep oldu olmasına da Can Usta’nın dediği gibi ay ışığının (Bir Sen Eksiktin Ay Işığı), Zerrin’in nefis sesi ile sevgiliye seslenişinin (Ömür Geçiyor) ve daha kim bilir nelerin parmağı var bu yazının yazılmasında. Bazen olur ya zaten, tüm güzel şarkılar sizden söz eder. Belki de sizden söz ettiğinden güzeldir o şarkılar.

O biraz kıskançtır. Bilir yersiz olduğunu ama yine de kıskanmaktan geri kalmaz. Çocukça halleri vardır; dediğim dediktir çoğu kez. Bilir işte nazının geçtiğini. Hele bir zayıf yönüm vardır ki; sağlığı söz konusuysa benim için akan sular durur. Nasıl durmasın, hep söyler ”senden başka kimim var ki?” diye. Zaten hastaneler ve hekimler hep yaşamımızın bir parçasıdırlar ve örneğin bir acil odasındaki hasta yatağı bizi birbirimize daha çok bağlamıştır istemesek de..Bir de taktı mı takar bazı konulara. Efendim, ”neden yüzünüz gülmüyor hanımefendi?” Sanki her an her her durumda gülmeyi gerektirecek şeyler oluyor:) Ama yine de olabildiğince gülerim ben senin için, sen iyi ol diye..Bazen de evdeki dört ayaklı can dostlarımıza takılır. Sever aslında onları ama kendinden daha önemli oldukları yanılgısına düşer. Huysuzlanır işte ama huysuz hali bile batmaz bana, çünkü bilirim ki saman alevi öfkesi kızgınlığı geçer ve çocuksu bir kaygı ile barışmanın yollarını arar. Ben sana küsemem ki koca bebek:) Eeee yeter artık senden(bizden) bu kadar söz etmem. Olur da bu yazıyı okuyacağın tutar ve daha da şımarırsın. Sonra da beni şımartırsın, körler sağırlar birbirini ağırlar durumları; fazlası çekilmez.
O sevdiğin güzel müzikler, begonviller, manolyalar, kızar gibi yaptığın ama çok sevdiğin hayvanlarımız, kitaplarımız, yaşamımızda hep olsun. Çok istediğimiz bahçeli evimiz de. İyi ki varsın…

Bu şarkı senin için, begonviller de benim olsun mu?

http://www.esnips.com//escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf
Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

13 Yorum

Filed under Ailemiz, Yazdıklarımdan, Yaşamdan

>Yaşamdan / Yeniden Merhaba

>

Bu sabah, yasemin kokulu, begonvilli ve bol oksijenli bir yürüyüşten sonra eve dönünce hoş bir sürprizle karşılaştım. Geçici bir süre kapalı olan blog sayfamı yeniden yayımda görmek, beni mutlandırdı. Sevgili okurlarımdan gelen e-postalar ve yakın dostlarımdan aldığım telefonlar, bu sayfaların takip edildiği ve sevilerek okunduğunu gösteriyordu. Özellikle kitap severlerin ve nostaljik müzik tutkunlarının ilgilerine yürekten teşekkür ediyorum.
Tahmin edeceğiniz gibi birikmiş bir çok konu var. O halde, güzel paylaşımlara ”kaldığımız yerden devam” diyorum. En içten sevgilerimle.


Yorum bırakın

Filed under Yazdıklarımdan

>Yazdıklarımdan / Deneme / Yalnızlık Yazgı Değil Tercihtir

> YALNIZLIK YAZGI DEĞİL TERCİHTİR
Kim istemez ‘’sana ihtiyacım var’’ denmesini. Elbette ellerimiz tutulmak, gözlerimiz karşılıklı bakışlarla buluşmak ister..Yorgun gönüller korunaklı limanlarda, dingin ve az rüzgarlı gün batımlarını özler.Yine de kum yalnızlıklarında kayboluruz.. Belki de zamanın ağlarına takılıp kalan anılarımızdır yalnızlıklarımızı besleyen duyumsamalarımız.
Kimsenin umurunda olmadığımız duygusu bir kuruntudur çoğu kez. Mutlaka ama mutlaka birileri vardır, duyan gören ve hisseden senin sen olduğunu. Bu insanı görebilmek pek de zor değildir. Ne var ki, kendisine sunulanı değil, kendi yarattığı seviyi yaşamak ister insanoğlu…Bunun ayrımına varamayan, varmak istemeyen kişinin kendisidir çoğu kez. Çok haklı gerekçelerle, kırılgan yanlarımızın bilenmişliği ile yalnızlık güvenlidir belki de.

Paylaşmanın ve birlikte çoğalmanın ne kadar eşsiz bir hazine oluşturduğunu bilmez miyiz? Buna karşın yalnızlığa olan bu tutku hep gizliden gizliye var olmuştur insan ruhunun derinliklerinde. En güzel besteler, en anlamlı şiirler yalnızlık duygusunun beslediği yapıtlardır.’’Bunlar benim duygularımın ürünü’’ demenin verdiği doyum mudur insanları yalnızlığında alıkoyan? Yalnızlık aslında kendimiz olabildiğimiz anlarımızdır belki de.
Düşlerimizin özgürce coştuğu, sözcüklerimizin dolu dizgin koştuğu ne öykülerimiz, ne şiirlerimiz vardır..
Her tercih, saygıyı hak eder; başkalarına zarar vermediği sürece. Yalnızlık da bir tercihtir, asla yazgı değildir, olmamalıdır da..Kişi bilmez mi, kendisine sevinçler yaşatacak duyarlı yürekleri. İnsan olmak, sevinç akşamları bağışlayanlara, sevinç sabahları bağışlamaktır elbette. Ne yalnızlığı, ne de birliktelikleri seçmek, yadsınacak, hor görülecek insan davranışları değildir.Yalnızlığı seçip de sızlanmak, paylaşımlarda kaybolmayı seçip de yalnızlığa özlem duymaktır asıl yanılgı. Madem ki insanız, yalnızlıkları da birliktelikleri de yaşayabilmek ama yerinde ve zamanında yaşayabilmektir önemli olan. Sızlanmadan, kahretmeden yaşama…


Yorum bırakın

Filed under Yazdıklarımdan

Yazdıklarımdan / Öykü

BİR BAYRAM GÜNÜ

Nezaket Teyze emekli öğretmendi ve artık yetmişine yaklaşmıştı.Yalnız yaşıyordu.Tek kızı evliydi. Şehrin öteki ucunda, daha lüks bir semtte oturuyordu. Kocasının kariyeri için iş çevresinden arkadaşlarını ağırlamaktan, iki çocuğunun okulu, kursları ile uğraşmaktan ve kendi çevresinde pek moda olan sosyal çalışmalarından annesi ile ilgilenecek zamanı olmuyordu pek. İki torununu çok özlese de onları doya doya sevme şansı hiç olmuyordu Nezaket Teyze’nin.Çocukların ya kursları, ya dersleri oluyordu nedense.

Nezaket Teyze ve kendisi gibi öğretmen olan rahmetli eşi, emekli ikramiyelerini birleştirip zar zor bu küçük daireyi almışlardı.Ne var ki, Rıza Amca kalbine yenik düşmüş, küçük yuvalarının sefasını sürememişti.Nezaket Teyze de asla evinden ayrılmayı düşünmemişti. Hem nereye gidecekti ki; kızının yanına gitse, damat rahatsız olacak, çocuklardan biri odasından olacaktı. Kendinden iki yaş büyük ablası bir başka şehirde yaşıyordu. Eşi ile düzenlerinden memnundular. Onları da rahatsız edemezdi. Nezaket Teyze günlerini, evinde kedisi ile, bazen de evine yakın parkta yürüyüşler yaparak geçiriyordu. Fazla akrabaları yoktu zaten.Yaşlıların çoğu rahmetli olmuşlar, gençler de kendi yaşam kavgaları içinde kopup gitmişlerdi. Eski komşuluklar da hiç kalmamıştı ne yazık ki. Apartmanda kimse kimseyi tanımıyor, bazen bir merhabayı bile esirgiyordu insanlar birbirine.Hele bayram gibi özel günlerde ortalıkta kimseler kalmıyordu. İşte yine mübarek bayram geliyordu. Günler öncesinden bir heyecan başladı içinde. Artık ev işlerini öyle kolayca halledemiyordu. Ağrılar sızılar işlerini rahatça yapmasına izin vermiyordu. Çabuk yoruluyor, bir saatlik işi üç beş saatte yapabiliyordu. Katarakt ameliyatını da bir an önce olsa iyi olacaktı aslında. Çünkü iyi göremiyordu. Ama eski topraktı ne de olsa, elinden geldiğince yapacaktı temizliğini. Grip olduğunda temizliğe çağırdığı Fatma nasıl da üzmüştü onu.Üstünkörü yapıp erkenden gitmişti. Oysa parasını verirken küçük hediyeler de hazırlamıştı, memnun gitsin diye.
Bunları düşünürken kapı çalındı, heyecanlandı; kızıydı gelen. Bir taraftan telefonla konuşuyor, bir yandan da ‘’anne nasılsın?’’diyordu, yanıtını dinlemeden.’’Az sonra geleceğim, geçen defaki gibi olmasın, güzel ve modern bir şeyler istiyorum, rengine birlikte karar veririz’’ diyordu. Belli ki kuaförü ile konuşuyordu. ”Bir ihtiyacın var mı? Biz bayramda burada olmayacağız, sahilde bir otelde yer ayırtmışMelih’’ deyip, sonra da acele ile çıkıp gitmişti.Torunlarını bile soramamıştı doğru dürüst..’’Bir ihtiyacın var mı?’ ’sorusu içini acıttı. Bayram geliyordu ve Nezaket Teyze tek başına olacaktı. Yavaşça kalkıp elektrik süpürgesini aldı dolaptan. İşlerini dinlene dinlene yaptı. Artık bir gün kalmıştı bayrama.Her yeri ağrıyordu ama olsun, bayramdı gelen. İyisinden şeker, çikolata da almalıydı azıcık. Mahallenin çocukları gelirse sevinsinler diye.
Bayram sabahı, namazını kılıp tertemiz elbisesini giydi.Rahmetli kocasının aldığı inci kolyesini de taktı. Mavi terliklerini giyip pencerenin önüne oturdu.Zaman geçmek nedir bilmiyordu. Ara sıra balkona çıkıp apartmanın giriş kapısına baktı durdu.Gelen giden yoktu işte..Bazen apartmanın otoparkından bir araba çıkıyor, komşular telaşla binip gidiyorlardı.Öğlen, ikindi, akşam derken, uyuklamaya başladı..Midesi kazınmasa hiç canı yemek istemeyecekti.Bir kaç lokma yiyip yatsı namazını kıldı ve gözleri nemli nemli, tüm insanlara sağlık ve esenlikler dileyip yatağına uzandı.Kim bilir belki yarın birileri gelirdi..Gelirlerdi, gelirlerdi, eski bayramlar gibi olmasa da bayramdı işte..


Yorum bırakın

Filed under Yazdıklarımdan

>Yazdıklarımdan (Yaşamdan) / Sonbahar / Deneme

>

Sonbahar
İşte yine geldin. Hiç gelmeyecek gibiydin. Uzun ve sıcak yaz günleri boyunca özlendin. Duygulu ama zaman zaman hırçınlaşan bir kadına benzetirim seni. Gün batımı saçlarında hüzün vardır çoğu kez. Belki de ondandır şairlere pastoral, romantik şiirler yazdırman. Belki de ondandır içli aşk şarkılarına konu olman.Yüzyıllardır ressamların tuvallerinde yer alman. Gün doğumu ve gün batımı en çok sana yakışır. Her yeni günün, sürprizlerle doludur. Bazen gülen bir yüz olursun, bazen de asık suratınla ve yaprakların rengi ile bütünleşen büyüleyici güzelliğinle ince bir hüzün olursun. Her geçiş gibi biraz uyarıcı, biraz korkutucu anların vardır. Solgun yüzün ironik öyküler anlatır dinleyene. Kırılgan zamanlarınla, imgelerle bezeli bir şiir gibi güzelliğinle yaşanılası bir mevsimsin sonbahar. Hoş geldin, hoşluklarla geldin.


Yorum bırakın

Filed under Yazdıklarımdan